English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
Twitter Bird Gadget
slideshow

Men of War inceleme (pc nostalji)

Mükemmel bir 2.Dünya savaşı simülasyon, strateji oyunu.

slideshow

Prototype inceleme (pc nostalji)

Aksiyonu dibine kadar yaşayabileceğiniz harika bir oyun.

slideshow

Ninja Cats vs Samurai Dogs inceleme

Kedi köpek kavgalarını değişik boyutta yaşayacağınız farklı bir yapım

slideshow

Senran Kagura Shinovi versus Ön inceleme

Seksi anime dövüşçüleriyle oynamaya hazır olun.

slideshow

Armikrog ön inceleme

Stop-motion ile hayata geçirilmiş süper bir macera oyunu.

slideshow

E.T Armies ön inceleme

Killzone benzeri harika bir fps oyunu.

slideshow

2016 Yılı Güncel Tıkla İlerle Macera Oyunları Listesi (güncellendi)

Macera oyunlarını sevenler için hazırladığım geniş çaplı bir liste

slideshow

Sunset Riders inceleme ( retro arcade game)

Atari salonlarının vazgeçilmez arcade kovboy oyunu.

slideshow

Youtube kanalıma abone olmayı unutmayınız

oyun inceleme,ön inceleme,nostalji,retro ve daha birçok video incelemeyi kanalımda bulabilirsiniz.

28 Kasım 2015 Cumartesi

Farm Mania (mini game) inceleme (nostalji)

Hepimiz şehrin stresinden, kalabalığından ve trafiğinden bıkmışızdır, ne zaman bir tatilimiz olsa soluğumuzu doğada insanlardan uzakta kafamızı dinleyerek geçirmek isteriz. Hep emekli olduğumuzda ise kurduğumuz hayaller vardır ya doğada bulunan bir çiftlik evinde yaşamak ya da insanlardan uzakta küçük bir sahil kasabasında yaşamak.

Bazılarımız yaşadıkları şehirden kopamazlar emekli olsalar bile, işte bu tür durumlarda size en azından bir parça da olsa yaranıza merhem olabilecek ve sizi rahatlatacak bir oyun var. Bir çiftliğiniz olacak ve o çiftlikte size verilen görevleri yerine getirerek ilerleyebileceksiniz. Oyunumuzun adı daha önceden de incelemesini yaptığımız hem tür olarak hem de isim olarak benzeyen farm frenzy gibi bir yapım olan fram mania.

Oyunumuzda yönettiğimiz kızımızın büyükbabası ve büyükannesi ile beraber çiftliklerini nasıl işletip büyütüp geliştirdiklerini görüyoruz daha doğrusu biz yardım ediyoruz. Oyunun mekanikleri farm frenzy’ye çok benziyor sadece ufak tefek bazı değişiklikler var. Yine size verilen belli zaman zarfında yine sizden istenilen görevleri yerine getireceksiniz. Bu görevler ilk başta kolayken sonradan bayağı zorlaşıyor ve çoğalıyor.

Oyunda çeşitli sebze ve meyveler ekip yetiştirebiliyoruz bunları yaparken arkada duran büyükbaba ile kuyudan su çekerek meyve ve sebzeleri sulayabiliyoruz. Ayrıca diğer hayvanlara büyükbaba ile yem hazırlayıp kızımızla bu yemleri hayvanlara dağıtabiliyoruz. Oyunun arka planında olan bazı üretim yerleri ile de büyükanne ile değişik mamüller üreterek ve satarak paralar kazanabiliyoruz. Tabii bunlar bazen zorunlu olabiliyor.

Yine turlara girmeden önce shop’tan bazı şeyleri satın almanız isteniyor. Bazen zorunlu olabiliyor, bazen de sizden satmanız isteniyor. Shop’un sağ tarafında ise sizin için turlarda işinizi kolaylaştıracak birçok ekipman bulunmakta. Mesela: daha fazla su çekebileceğiniz bir kuyu, eldiven, büyük su kapları, büyük bir bahçe ve çitler,daha geniş hacmi olan hızlı araçlar gibi. Diğer tarafta ise birçok hayvan alabiliyorsunuz. Bunları yavru iken büyütmek gibi görevler de çıkabiliyorken bir de değişik üretim merkezleri satın alıp açarak kek, pasta, eldiven gibi mamüller üretip ticaret yapabiliyorsunuz.

Aslında oyun basit tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorsunuz bir nevi, ama daha sade ve basit, eğlenceli bir hali ile. Bir de aralara bonus turlar serpiştirmişler. Normal sabit bir resim üzerinde gizlenmiş bazı hayvanların belli zaman zarfında bulmanız sizden isteniyor. Bazen o kadar çok görev çıkıyor ki nereye yetişeceğinizi şaşırabiliyorsunuz. Bu gibi durumlarda shop’tan satın alacağınız enerji içeceğini kullanın ve kızımızın hızına hız katın. Bir de siz iş yaparken devamlı işinizi sabote etmeye çalışan yaramaz dostlarımız var, Karga ve tavşan. Karga hayvanlara ayrılan yemleri yiyip bitirebiliyor tavşan ise ektiğiniz meyve ve sebzelere zarar verebiliyor. Sizin yapmanız gereken ise imleci yaramaz dostlarımızın üstüne getirip onları dostça bir şekilde tıklayarak kovmak.

Sonuç olarak çok küçük boyutlu, eğlenceli bir oyun oynamak istiyorsanız, grafikleri fena sayılmayan müzikleri hoş bayağı bir turu olan farm frenzy tarzı bu oyunu sizlere tavsiye ederim. Oynadığınız zaman bana hak vereceksiniz arkadaşlar. Hepinize iyi oyunlar. 







23 Kasım 2015 Pazartesi

The Book of Unwritten Tales inceleme

Bugün incelemesini yapacağımız oyun gerek karakterleriyle gerekse konusuyla yüzüklerin efendisine çok benzeyen içinde büyücülerin, trollerin, elflerin geçtiği tıkla-ilerle macera oyunu olan the book of unwritten tales oyunu. Oyunumuzun hikâyesi ise kısaca şöyle: ünlü bir büyücü olan gremlin mortimor gizemli ve çok güçlü bir hazinenin varlığını keşfeder, Bu hazine sayesinde büyük bir güce ulaşarak her şeyi kontrol edebileceksinizdir.

Bu hazineyi mortimor’un keşfettiğini bilen başka kötü amaçlı büyücülerde vardır ve onu mortimor’un elinden almak için kaçırırlar tam bu esnada yöneteceğimiz karakterlerden biri olan güzel elf kızımız ivo bu olaya denk gelir ve oda mortimor’u kaçırdıkları ejderhaya biner ve büyücü gremline kaçması için yardım eder. Akabinde mortimor koyulduğu kafes ile birlikte diğer yöneteceğimiz küçük dostumuz sevimli karakterimiz wilbur’ün yaşadığı yere düşer ve wilbur’e usta büyücüye vermesi için bir yüzük verir daha sonra mortimor ejderha tarafından tekrar kaçırılır.

Buna bir anlam veremeyen wilbur ise bir anda içindeki maceracı ruhun ona bu işin peşini bırakmamasını söyler ve bu yüzüğü getirmesi gereken yere gitmek için gerekli hazırlıklara başlar. Ve ileriki turlarda wilbur ve ivo’nun yolları kesişir ve bazı bölümlerde ortak bile oynayabiliyoruz. Oyunda sadece ivo ve wilbur’ü kullanmıyoruz. Yine ileride ekibimize dahil olacak nathnaline ve tuhaf bir yaratık olan critter’de bize yardım edecek.

Oyunumuz yine klasik tıkla-ilerle tarzı, yani sadece mosue tıklamaları ile karakterlerimizi yönetiyoruz. Yön tuşları herhangi bir işimize yaramıyor. Yine bu tarz oyunlarda olan diyaloglar bu oyunumuzda da bolca var. Sağdan soldan bulduğumuz objeleri alıp yine sağa sola kullanabilirken aynı zamanda bazı kişilere vererek te ilerleyebiliyoruz. Oyunda çok katı bulmacalar yok ama ara ara ne yapacağınızı veya hangi objeyi kullanacağınızı şaşırabilirsiniz.

Aldığınız objeleri herhangi bir yere veya kişiye kullanamıyorsanız yapacağınız tek şey elinizdeki objeleri birbiriyle birleştirmek olur bu sayede takıldığınız zamanlarda oyunun kilidini açabilirsiniz. Yeni bir mekana girdiğinizde ise hangi objeyi kullanacağım veya alacağım diye düşünebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken çok basit. Benim de bu tarz oyunlarda en önemsediğim hususlardan biri olan search scene tarzı bize sadece etkileşime gireceğimiz nesneleri gösteren bir tuş olan boşluk tuşuna basmanız.

Bu sayede oyunda sıkılmadan sadece etkileşime gireceğiniz objelere odaklanarak hem zamandan kazanarak ilerleyebileceksiniz. Bazı objeleri bir kez tanıttıktan sonra bırakmayın bir kere daha bakın zira bazı objeleri önce tanıttıktan sonra el işareti çıkıyor ve alabiliyorsunuz. Bir objeyi bir yere veya kişiye kullanacağınız zaman ise altında yazı çıkıyor arkadaşlar oradan anlarsınız zaten.

Önceden de yazdığım gibi bazı bölümlerde yanı anda iki karakteri değiştirerek yönetebiliyoruz. Mesela wilbur kısa boylu oluğu için alçak yerlerden rahatça geçebiliyor. Nathnaline ise diğerlerinden güçlü olduğu için bazı yerlerde işimize yarayabiliyor. İvo ise elf olmasına rağmen öyle yüzüklerin efendisindeki elfler gibi çok yetenekli olduğunu ve bize çok yardımı olduğunu söyleyemem.

Sonuç olarak grafikleri genelde bu oyunlarda olan sabit kamera açısıyla berber oldukça kaliteli olduğunu söyleyebilirim. Ama en azından arka planda bulunan su vs. en azından hareket ediyor. Hikâye ise oldukça kaliteli ve sürükleyici diyebilirim. Bir kötü tarafı varsa oda Türkçe yaması olmaması. Oyunda fazla diyalog olması sizleri biraz sıkabilir ama isterseniz konuşmaları hızlı bir şekilde geçebilirsiniz. Çevre ve karakter modellemeleri oldukça başarılı, hatta bazı bu tarz oyunlarda konuşma esnasında ağız oynamaz ve karakterlerin mimikleri olmaz, Bu oyunda bunlara çok özenildiği aşikâr.

Oyun genel hatları ile çok başarılı oynanış da fena değil ama bonus içerik veya ekstralar gibi oyunla alakalı içeriklerin olmaması da hiç iyi olmamış. Böylesine bir yapımdan karakter çizimlerinden, oyun içi videolara kadar birçok değişik bonus görmek isterdik doğrusu. Neyse, masalsı bir orta dünya hikâyesi olan eğlenceli aynı zamanda sizi çok güldürecek olan tıkla-ilerle, macera oyunu olan ‘’the book of unwritten tales’’i kesinlikle oynayın derim. Hepinize iyi oyunlar arkadaşlar.











21 Kasım 2015 Cumartesi

Fl337 Fleet (early access) erken erişim ön inceleme

Bugün yine bağımsız bir geliştirici olan kurt lorey’in early Access (erken erişim) olarak piyasaya çıkardığı shank,metal slug tarzı 2 boyutlu diye tabir ettiğimiz oyunlardan biri olan fl337 fleet oyununun ön incelemesini yapacağız.

Öncelikle oyunumuzun boyutu çok küçük arkadaşlar ve yazımın başında da belirttiğim gibi daha yapım aşamasında. Yani daha alfa diyebiliriz. Fl337 fleet ne demek oluyor bilmiyorum fakat oyunun başında veya içinde de herhangi bir özet veya tanıtım amaçlı bir yazı filan geçmiyor. Hikâyenin de ne olduğu meçhul.

Adeta 90’lı yıllardaki arcade Retro oyunlar gibi oyunun ne olduğunu önemsemeden karakterimizi seçip dalıyoruz oyuna. Oyunda 3 seçilebilen karakter mevcut, eğer iki kişi oynamak işitiyorsanız gamepadiniz varsa rahatlıkla oynayabilirsiniz. Karakterlerimiz ise korsan kılıklı üç tipten oluşuyor, biri bayan olmak üzere.

Clif,jeff ve jess,bu üç karakterden istediğinizi seçtikten sonra oyuna başlıyoruz. Oyunun her şeyi çok sade ve basit olduğu gibi oynanış ve dövüş mekanikleri de çok havadan. Sadece bir tuşa basıp düşmanlarınızı halledebiliyorken diğer tuşla belli bir miktar olan kurşununuz sayesinde ateş edebiliyorsunuz. Sağlığınız azaldığında ise sağdan soldan bulduğunuz biftek veya içki şişesi ile limitinizi çoğaltabilirsiniz.

Karakterlerin biraz ufak olduğunu söyleyebilirim ayrıca bana yürüyüşleri ve dövüş hareketleri South park’ı hatırlattı. Arka plan grafikleri genelde bu tarz oyunlarda çok kaliteli özenerek yapılırken bu oyunda baştan sağma yapılmış gibi, ama unutmamak gerekir ki daha erken erişimde umarım bu oyuna yapımcısı hikâye ekler ve diğer eksikleri giderir.

Oyunda silah çeşitliliği filan yok elinizde ne varsa onu kullanıyorsunuz. Ayrıca düşmanlarınıza combo filan çekemiyorsunuz. Bazı sayılar çıkıyor ama onların ne olduğunu tam anlayamadım. Oyunda level atlama sistemi var ve karakterlerinize verilen puanlar sayesinde yeteneklerinizi geliştirerek oyuna devam edebiliyorsunuz.

Her turda değişik düşmanlarla savaşıyoruz ama neden olduğunuz bilmiyoruz. Her şeye tamam da neden devamlı düşmanlarımızla bir gemi de savaşıyoruz ben bir türlü buna bir anlam veremedim. Oyun mekan olarak ta çok zayıf, keşke her tur için ayır mekanlar modelleseler daha iyi olurdu bence. Mesela yazımın başında shank ve metal slug oyunlarına benzer olduğunu yazdım yazdım ama sadece 2 boyutlu olması nedeni ile yani yandan göstermesi ve shank’taki gibi kanlı filan olduğu için. Fakat çoğu bakımdan bu iki oyunun çok çok gerisinde olduğunu söyleyebilirim. Bu oyun onların gölgesi bile olamaz.

Ama yine de arcade tarzı küçük boyutlu fakat saman gibi kuru kuru arkadaşlarınızla oynayabileceğiniz bir oyun arıyorsanız fl337 fleet tam size göre derim. Ama ben yine de sizlere oyunun beta versiyonunu beklemenizi tavsiye ederim. O zamana kadar birçok yenilikler ve güncellemeler gelecektir zira oyun daha geliştirme aşamasında. Hepinize iyi oyunlar arkadaşlar.





7 Kasım 2015 Cumartesi

Call of Duty Ghosts inceleme (pc)

Belki de en iyi fps ve aksiyon oyunları serisi olarak aklımızda ömür boyu yer edecek ve unutamayacağımız oyunların başında gelen ve yapımcıları her nasıl yapıyorsa çıkardıkları yeni oyunların çoğunda heyecan dozajı azalmayan ve de hikâyesi yozlaşmayan call of duty serileri ilk başlarda 2.dünya savaşı kurgularıyla karşımıza çıkmıştı. Sonradan modern savaşa döndüler, muhtemelen artık böyle devam edecekler.

Bugünkü inceleyeceğimiz call of duty oyunu ise ana oyunların dışında geçse de modern oyunlarda gördüğümüz ve ekibimizde yer alan elemanlardan biri de olan ghosts ekibinin hikâyesini konu almakta. Oyun bayağı kıyamet kopuyormuşçasına, uzaydan gelişmiş bir uydu olan adını odin verdikleri bir silah tarafından dünyaya yapılan saldırı ile başlıyor. Bu oyunumuzda düşmanlarımız federasyon adı verilen bazı Amerika ülkelerinin birleşmesiyle oluşan bir yapı.

Size bahsettiğim saldırıyı aslında Amerika’nın silahı olan odini ele geçirerek başlatanlar federasyonun askerleri. Zaten bir iki bölüm uzayda da oynayabiliyoruz. Ve bizde asıl kahramanlarımız olan hesh, logan ve babalarıyla bir şekilde kaçmaya çalışıyoruz. Bu baba ve oğulları askerler, yani çocuklar baba mesleğini devam ettiriyorlar desek yanlış söylemiş olmayız.

Hesh ve logan ghosts ekibinden değiller ama gruba girmek için epey çaba sarf ederler ve sonunda ekibe dahil olurlar lakin devamında bilmedikleri bir sırla gerçekleri öğrenirler. Bu sır babalarının yıllar önce yaşadığı bir sırdır ve oğullarından bunu gizlemiştir. Ama sonunda bütün olanları anlatır tabii biz bu sırı bir bölümde oynayarak şahit oluyoruz.

Bu oyunda yine diğer call of duty’lere benzer taraflar olsa da bazı değişiklikler göze çarpmıyor değil. Mesela önceki oyunlarda hep bize köpekler saldırırdı. Bu oyunda ise riley adındaki özel eğitimli köğeğimizle biz düşmanlara emir verip saldırtabiliyoruz. Riley’e bağlı olan kamera sayesinde birçok görevi de başarabiliyoruz.

Yine önceki oyunlardaki gibi attığınız el bombalarını düşmanlarınız size geri iade edebiliyor. Aynı şekilde sizde onlara atabiliyorsunuz. Turlara girerken yine bize otomatik silahlar veriliyor, yani biz silahlarımızı seçemiyoruz. Sadece bir makineli ve tabanca kullanabiliyoruz. Ama isterseniz öldürdüğünüz düşmanlarınızdan düşen silahları alıp kullanabilirsiniz. Yine yaralandığımız zaman saklanıp siper aldığımızda iyileşebiliyoruz.

Turlar ise gayet güzel fakat yine de bana oyun kısa geldi. Eski call of duty’lerden bu yana alıştığımız araç kullanımı bu oyunda da mevcut. Benim en çok sevdiğim araçlardan biri olan helikopter ve tank görevleri yapabiliyoruz. Ve kurgu gereği bir anda destek verdiğimiz askerlere de geçerek onları da yönetebiliyoruz. Bu oyunda paldır küldür her yere daldığımız turlar var evet ama bazı turlar var ki arkadaşlar o turlarda adeta sam fisher olup düşmanlarınızı gizli öldürmek zorunda da kalabiliyoruz.

Hele hele bir bölümde uçağımızın düştüğü ve düşman askerleriyle dolu bir ormanda saklanarak ve diğer silah arkadaşlarımızı bulmaya çalışarak geçirebiliyoruz. Yine okyanusun dibinde çok zorlu bir görevin üstesinden gelmeye çalışırken köpekbalıklarından da kıçımızı kurtarmaya çalışıyoruz.

Grafik bakımından fena değil diyebiliriz. Zaten call of duty oyunları hiçbir zaman ne battlefield veya bir crysis grafikleriyle aynı seviyeye geldiğini söyleyemeyiz. Bence call of duty ghosts oyununun en öne çıkan özelliği senaryosu ve göz kamaştırıcı kurgusu ve aksiyonu bu sayede sizi oyunun içine alıyor ve kendinizi oyuna tamamıyla adapte edip sürüklenmenizi sağlıyor. 

Müzik ve sesler fena değil ama eski 2.dünya savaşı oyunlarının müzikleri çok daha iyiydi bence. Yapay zeka önceki oyunlarla aynı diyebilirim ben pek değişen bir şey göremedim zira. Oynanabilirlik çok zor değil zaten şimdiye kadar illaki bir call of duty oyunu oynamışsınızdır diye tahmin ediyorum. Sonuç olarak fps aksiyon oyunu hastasıysanız hele hele call of duty fanıysanız bu oyunu daha oynamadıysanız hemen oynayın derim. Hepinize iyi oyunlar.











2 Kasım 2015 Pazartesi

12 Labours of Hercules inceleme (mini game)

Yine her yerde oynamalık, küçük boyutlu ve pc’nizi asla kasmayacak oyun türlerinden olan ve benim mini oyun diye tabir ettiğim eğlencelik yapımlardan ’12 labours of hercules’ oyununun incelemesini yapacağım.

Daha önceden bu oyuna benzer birkaç incelememiz olmuştu hatırlarsak. Viking brothers, moai build your dream ve rescue team gibi. 12 labours of hercules oyunu da mekanikleri bakımından bu oyunlara çok yakın benzerlikler göstermekte. Oyunumuz isminden de anlaşılacağı üzere antik yunan çağında geçmekte. Oyunumuz hercul’ün sevgilisinin kaçırılmasıyla başlıyor ve de böylece uzun ve birçok düşmanla karşılaşacağımız uzun bir yola koyulmak zorunda kalıyoruz.

Bu yolculuk esnasında hercül’e en yakın dostları yardım etmektedirler. Bu dostlar genelde çalışan eli becerikli işçilerdir ve turlarda bizden istenilen şeyleri bulup buluşturma görevi onlarındır. Hercüle ise genelde turlarda hamağında yatmaktadır sadece büyük engeller çıktığında ondan yardım alabiliyoruz. Hem o hem de diğer işçiler ise yeterli erzak olmadan iş filan yapmıyorlar. Yani aç ayı oynamaz misali.

İlk oyuna başlayacağımız zaman yanlamasına genişleyen haritamızda arka arkaya oynayarak açtığımız turlarda belirlenmiş sürenin altına düşmeden bizden istenilen görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Diğer örnek verdiğim oyunlarla aynı mantığa sahip yani. İlk oyuna başladığınızda size kısa ve öğretici bir tur oynatılıyor zaten yapmanız gereken yani sizin için oyuna devam etmeniz istenilen objeyi siz başka bir objeyi toplamaya çalışsanız da size tepesinde ok çıkarak ‘ahanda alman gereken şey burada’ dercesine size yardımcı oluyor.

Yine diğer oyunlardan bildiğimiz bina kurma bu oyunda da var. Çiftlik, keresteci filan gibi binalar yapı bunları geliştirebiliyorsunuz. Ayrıca sağdan soldan bulduğunuz erzak ve ağaçlar sayesinde de oyundaki geliştirmeleri yapabiliyorsunuz. Oyun içi geliştirmelerin dışında herhangi bir shop tarzı satın alma ve upgrade filan yok arkadaşlar.

Oyunda hercül’ün yanı sıra bize yardımcı olan yine yunan mit’inden bildiğimiz yaratıklar var. Medusa, cerberus ve pegasus gibi. Birde geliştirmeler yaparken kendi ana binanızı geliştirip daha fazla işçi ile daha fazla işin üstesinden gelebilirsiniz. Ayrıca ekranın sağ köşesinde bulunan limitte size verilen bonuslar sayesinde turlarda daha rahatça görevleri halledebilirsiniz.

Bu limitteki bonuslar turlara göre farklılıklar gösterebiliyor. Mesela zamanı kısa süreliğine durdurarak görevleri daha çabuk yapabilirsiniz. Ekstra işçi çağırarak görevlerin hepsini daha hızlı yapabilirsiniz. Daha fazla kaynak sembolünü seçerseniz de bütün size gelen erzak ve diğer ürünleriniz kat be kat fazlalaşıyor. Bir de en çok işe yarayanlardan olan hızlandırma var, bonusları kullanırken hepsini aynı anda kullanamazsınız arkadaşlar. Zira belli bir limiti var o limit her kullanmanızda sıfırlıyor ve sonradan tekrar kullanabilmeniz için doluyor. Hangi sembolü kullanmaz istiyorsanız oraya kadar lmit dolmuşsa kullanabiliyorsunuz.

Oyunda stratejinizi doğru belirleyin arkadaşlar zira önünüze başka yollar çıkacak olan turlar var bu turlarda doğru seçimi yapmalısınız yoksa oyun tıkanabiliyor. Ama çokta sorun etmeyin tıkandığınızı anladığınız anda baştan başlayın ve yaptığınız hatayı yenilemeyin.


 Bir de diğer bu tarz oyunlarda olmayan ve sadece bu oyunda gördüğüm hercül’le oynadığımız boss savaşı gibi bazı ara görevler mevcut bu görevlerde çok güzel ve eğlenceli. Mesela yine yunan mitolojisinden ve god of war’dan hatırladığımız hydra ile savaşabiliyoruz. Neyse arkadaşlar kendisi mini oyun ama içindeki dünyası bayağı büyük olan doyumsuz eğlencelik, kaliteli grafikleri ve müzikleri olan aynı zamanda muadil oyunlardan daha kolay olduğunu düşündüğüm ’12 labours of hercules’ oyununu sizlere şiddetle tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.






31 Ekim 2015 Cumartesi

Assassin's Creed Revelations inceleme (pc nostalji)

Tarihte her zaman karşımıza çıkan tapınak şövalyeleri hep bizim amansız düşmanlarımız olmuşlardır. Defalarca kez onları yenilgiye uğratsak ta bir şekilde tekrar karşımıza çıkıyorlardı. Yine bizim gibi onlara düşman olan ve tarihte gerçekten var olmuşlar mıdır bilemeyiz ama onlara kök söktürmüş büyük bir grup vardı. assassains’lar (suikastçiler)aslında ilk başlardan ortak emeller için savaşmış olan bu iki grup sonradan bazı nedenlerden ötürü ayrı düşüp birbirlerine düşman olmuşlardır.

Bu iki güruh tarihte gerçekten birbirlerine düşman olup savaştılar mı bilemeyiz ama oyun olarak bunu assassin’s creed’te görebiliyoruz. Bugünkü inceleyeceğimiz oyunu ise belki de bizi en çok ilgilendirecek ve heyecanlandıracak olan revelations. Neden mi? Zira Osmanlı zamanındaki o 1500’lü yılardaki güzel İstanbul’da geçiyor. Sadece İstanbul mu? Tabii ki hayır.

Bunun yanı sıra Kapadokya ve masyaf’ta da oynayabiliyoruz. Önceki oyunları ben oynamadığım için çok ta konuya hâkim değilim aslında, zaten ilk ilgimi çeken 3.oyun olmuştu ve de onun hikâye ile bir alakası olmadığını düşünüyordum fakat öyle değilmiş, bayağı birbirleriyle alakalı oyunlarmış. Oyunun esas adamı olan desmond’un hikayesi aslında anladığım kadarıyla,bu animus denen şirket geliştirdiği anı canlandırma teknolojisi ile şu tuhaf güçlere sahip olan kürenin peşindeler. Yani bu şirketin arkasında hala günümüzde var olan tapınakçılar var diyebiliriz.

Desmond’u bu makineye bağlayarak onun suikastçi olan atalarının anıları sayesinde bu kürenin nerede olduğunu ve nasıl kullanıldığı gizemini bulup kullanmak istiyorlar. Tabii ki desmond’ta bu gizemi merak ediyor.  Bu oyunda ise efsane olan iki suikastçiyi birlikte yönetebiliyoruz. Ezio ve altair.

Oyunumuzun hikâyesi ise anladığım kadar ezio suikastçilerin ve altair’in gizemini çözmek için gittiği masyaf’ta tapınak şövalyelerinin onu yakalaması ile başlıyor daha sonra bir şekilde ellerinden kaçabiliyoruz. Ters Ninja usulü. Yani ne kadar çok düşmanınız varsa karakterinizin yaşamı şansı o kadar çoktur. Ölmez yani. Daha sonra altair’in silüeti belirir ve ezio’ya yol gösterir ve masyaf’ın derinliklerinde olan gizemli kapıyı bulmasına yardımcı olur. Bu kapı 5 adet mühür tarafından açılabilmektedir.

Bu mühürler ise İstanbul’da ki değişik mekânlarda gizlenmiştir. Sadece bir tanesi tapınakçılar tarafından bulunmuştur. Bunun üzerine ezio İstanbul’a gider ve orada da var olan suikastçilerden destek alır. Onların lideri olan Yusuf ezio’ya birçok konuda yardımcı olur. Bir de bizim için en önemli olan noktadır belki de ezio kanuni sultan Süleyman ile dostluk kurar ve o zamanlar daha genç bir şehzade olan süleyman’a yardımcı olur. Zira saray’da da tapınakçılar her şeyi neredeyse ele geçirmişlerdir.

Bir de şehzade Ahmet ve selim arasındaki çekişme de oyunda geçmekte. Tabii bu olanlar gerçekle bağdaşmıyor, yani doğru değil. Çoğunluğu hayal ürünü arkadaşlar. Ama ne olursa olsun benim her şeyden çok sevdiğim o zamanın yüksek binaların, beton yığınlarının olmadığı o Bizans yapımı surların olduğu istanbul’da oyun bile olsa gezmek oldu.

Bu oyunda yenilerine nazaran daha değişik bir dövüş mekaniği var. Saldırıları mouse’tan bir tuşa basarak yapabiliyorsunuz yine aynı şekilde bir tuşa basarak ta düşmanınızın darbesini savurarak alt edebiliyorsunuz. Açılan shop’lardan değişik zırh veya silah, kılıç filan satın alabiliyorsunuz. menüde kullanmak istediğiniz silahları atayarak ana silahınızı ve alt silahınızı da belirleyebilirsiniz.

Oyunda ana görevlerimiz hariç mini oyun tarzında bazı oyunlarda oynayabiliyoruz. Çatıdan diğer suikastçileri belli noktalara yerleştirerek ve yola barikatlar kurarak düşmanların yolunu kesebiliyoruz. Ayrıca turlarda bize yardımcı olmaları için suikastçi çağırarak düşmanlarımızı daha rahat yok etmemizi sağlayabiliyoruz.

Sadece ezio ile oynamıyoruz demiştim altair ile bu gizemin, hikâyenin yarım kalmış tarafını da onunla oynayarak anlıyoruz. Oyunun bu bağlamda kurgusu müthiş olmuş diyebilirim. Yine diğer oyunlarda gördüğüm görev senkronizasyonları var. Ve yine haritada belli bir bölgeyi açmak için kuş bakışı bakacağımız yüksek kulelere çıkıp haritamızı genişletebiliyoruz.

Bir de oyunda bize sofia adında ezio’nun ona aşık olacağı güzel bir kadının yardımıyla bütün mühürleri bulacağız ve tapınakçıların şehzade süleymana da zarar vermesini engelleyeceğiz.

Sonuç olarak her ne kadar etkileyici grafikleri olsa da bazı hatalar mevcut ama en önemlisi modellemeler İstanbul ve tarihi mekanlar muhteşem bir şekilde yansıtılmış. Ayasofya, Yerebatan sarnıcı, fatih camii, kız kulesi, galata kulesi Topkapı gibi ama bazı sorunlarda yok değil mesela Avrupa kıtasından diğer kıtaya yüzmeye kalktım hemencecik karşıya geçebildim. Bunun yanı sıra yeni çeri modellemeleri harika olmuş lakin suratlarına samurayların taktıkları gibi bir maske takılmış o maskeler biraz garibime gitti.

Yeni çeriler hiçbir zaman yüzlerin maske takmadılar bu tamamiyle oyunun yapımcılarının inisiyatifi olmuş. Bir de bende tavsiye arkadaşlar yeni çerilerle zorda kalmadığınız sürece dövüşmeye kalkmayın felaket savaşıyorlar ve boyunuzun ölçüsünü alıyorlar. Sağlık kullanma ise öldürdüğünüz düşmanlarınızın üstlerini arayarak bulabilirsiniz. Ayrıca değişik itemlerde alabiliyorsunuz. Hikâye konusunda söylenebilecek tek şey mükemmel olduğu ve en önemlisi ise sinema tarzındaki kaliteli kurgusu.

Müzik harika fakat seslendirmeler problemli. Biraz bana garip geldi. Zaten oyunun İstanbul’da geçen bölümlerinin çoğunluğu İngilizce sadece ara ara kullanılan bazı Türkçe kelimeler oluyor. Bunun yanı sıra arka planda duyduğumuz ve katıldığımız bizi saklayan veya yardım aldığımız gruplar Türkçe konuşuyorlar o kadar. Bir de benim en dikkatimi çeken nokta oyunda gece, gündüz döngüsü olduğu halde ve hemen hemen her vakitte gezdiğimiz halde oyunda hiç mi hiç ezan sesinin olmaması. Her ince detayı değerlendirip ince eleyip sık dokuyan oyunun yapımcıları bunu ne yazık ki kaçırmışlar.

Yapay zekâ ise tutarsızlık gösterebiliyor bazen düşmanların yanından geçiyorsunuz duymazlarken bazen çok uzaktan sizi görüp saldırabiliyorlar. Bir de şu çatılarda gezen Osmanlı askerlerine bir anlam veremedim. Oynanabilirlik ise bunda önceki oyunları oynayanlar için hiçte zor olmayacaktır rahat rahat oynayabileceksiniz. Çeşitlilik de fena değil bazı bölgeleri gezmek ve o bölgeleri alabilmek güzel olmuş. Ayrıca tapınakçıların bölgelerine gidip onları temizleyebilirsiniz.


Neyse epey uzattım benim için en önemlisi aslında o güzel Osmanlı zamanındaki sade ve huzur dolu İstanbul’da oyun da olsa gezmekti valla ne yalan söyleyeyim. Muhtemelen sizde benimle aynı görüştesinizdir diye tahmin ediyorum. Bir de oyunun sonundaki altair’in nasıl öldüğünü, onun hazin sonunu daha doğrusu nasıl kendini feda ettiğini ve ezio’nun bu gizemi tam çözecekken vaz geçip günümüzle bağlantı kurup desmond’a bu gizemi tamamlamasını söylediğini görebiliyoruz. Artık bu spoilerı çoğunuzun oyunu bitirdiğini varsayarak yazdım. Çok kaliteli bir macera ve aksiyon oyunu oynamayan arkadaşları bekliyor. Hepinize iyi oyunlar.











28 Ekim 2015 Çarşamba

Sunset Riders inceleme ( retro arcade game)

Bir varmış bir yokmuş diye yazıma masal gibi başlayayım dedim, zira bugünkü inceleyeceğimiz oyun bundan yıllar yıllar evvel çıkmış gerek atari salonlarında gerek diğer oyun konsollarında oynayabildiğimiz çok eğlenceli ve arkadaşlarımızla 4 kişiye kadar oynayabildiğimiz neredeyse unutulmaya yüz tutmuş oyunlardan biri olan harika bir Retro arcade yapım ‘’sunset riders’’.

Bundan 24 yıl önce piyasaya çıkmış olan bu oyunu dev oyun stüdyolarından biri olan ve hala günümüzde tutunmayı başarabilen konami firması bu kovboy oyununu çıkarmıştı. Tek kişi oynayabildiğimiz oyunu istersek 4 kişiye kadar oynamak mümkündü. Oyuna girdiğimizde 4 karakterden istediğinizi seçebiliyorsunuz.

Bunlar steve, billy, bob ve cormano. Steve ve billy tabanca kullanmada usta iken bob ve cormano tüfek ve benzeri silahları ustalıkla kullanabiliyor. Benim tavsiyem bob veya cormano kullanın derim zira onlar tüfek kullandıkları için saçma ile düşmanları hemen yok edebilyorlar. Oyuna girdiğimizde ise karşımıza gelen düşmanlarımızı tek tek haklarken bazı bölümlerdeki barlara girmeyi unutmayın bu sayede daha güçleniyorsunuz.

Ayrıca sizin atış gücünüzü arttıran şerif madalyonlarını da alın. Böylece daha çok düşmanı haklayabilirsiniz. Yine size atılan dinamitleri call of duty’deki gibi gerisin geri gönderebilirsiniz. Bunun yanı sıra karşıdan gelen öküz sürüsüne ezilmemek için üstlerine atlayarak ezilmekten de kurtulabiliyorsunuz.

Turlar arasında çoğu arcade oyunda olan bonus turlar mevcut. Fps olarak karşımıza çıkan kovboyların yerlerini hızlı bir şekilde tutturup vurmalısınız. İleriki turlarda ise at binerek oynadığımız bazı bölümlerde geliyor. Atsız kovboy mu olur? Dediğinizi duyar gibiyim. Bir de çoğu arcade oyuna göre daha uzun ve eğlendirici diyebilirim.

Merak eden arkadaşlar veya bilmeyenler için tekrar hatırlatmalar yapayım. Oyunu mame emületöründe oynadım. İsterseniz gamepad ile de oynayabilirsiniz. Büyük ekran tv’niz varsa tam ekran da yapabiliyorsunuz. Eğer oyunu kaydetmek isterseniz de shift tuşuna basılı tutarken f7’ye bastığınızda istediğiniz bir rakama basarak kayıt yapabilirsiniz. Yine başlamak için f7’ye basıp hangi rakama kaydettiyseniz o rakama basıp kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.


Geçenlerde call of juarez oynarken aslında aklıma gelmişti bu oyun ve hangi Retro oyunun incelemesini yapayım derken sunset riders’ı yapayım diye karar vermiştim. Konami gibi büyük bir firma neden yeni bir oyununu çıkarmadı acaba veya remastered olarak tekrar satışa sunmuyorlar çok ilginç. Neyse eğlenceli ve 4 kişiye kadar pc’de oynayabileceğiniz (4 kişiliği denemedim, oluyor mu kesin bilmiyorum ama imkânı olanlar pc’ye 4 kol takıp deneyebilirler.) mükemmel bir Retro arcade oyunu olan ‘’sunset riders’’ı sizlere tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.






26 Ekim 2015 Pazartesi

Toby The Secret Mine ön inceleme

Bugün yine oynamaktan vazgeçemediğim türlerden biri olan 2,5 boyutlu olarak tabir ettiğim bir platform macera oyunu olan ‘’toby the secret mine oyununun ön incelemesini yapacağım. Eskiden mario, rayman ve daha birçok zıplamalı, hoplamalı oyun oynamışızdır, o kadar çok ki şimdi aklıma gelmiyor bile sadece en popüler olanları geldi o kadar.

Toby the secret mine oyununu ilk gördüğüm zaman aklıma grafikleriyle beraber limbo ve halis muhlis Türk yapımı oyun olan monochroma geldi. Sadece grafikte değil tabii aynı zamanda platform oyunu olmaları ve oynanış mekaniklerinin benzemesi de cabası. Bu küçük boyutlu ve eğlenceli oyunumuz direk oyuna girilen bir açılışa sahip.

Yani menü filan ilk başta yok. Bu bazı başka oyunlarda da karşılaştığımız bir durum. Oyunumuzun konusu, benim anladığım kadarıyla yönettiğimiz karakterimizin artık arkadaşları mı oluyorlar yoksa köylüler mi? Onu bilemeyeceğim, bu dostlarını kaçıran ondan biraz daha dev olan kötü kalpli olduğunu düşündüğüm bir yaratık tarafından alıkonulmaları sonucu bizim de karakterimizi yöneterek hapis edilen arkadaşlarını kurtarmamızı konu alıyor. İşte başta dedim ya mario gibi diye kaçırılan prensesi kurtarma gibi.

Karakterimizle yapabildiğimiz şeyler sınırlı, yani herhangi bir silahı veya büyü gücü filan yok. Sadece zıplayabiliyoruz o kadar. Bunun yanı sıra karışımıza çıkan engelleri sandıklar yardımıyla iteleyerek veya çekeleyerek geçebiliyoruz. Diğer platform oyunlarına nazaran bir değişiklik ise bulmacalar olması. Bu pekte alışık olduğumuz bir durum değil ama nadir de rastlasak bazı platform oyunlarda bulmacalarla karşılaşabiliyoruz.

Sonuç olarak küçük boyutlu ve pc’nizi kasmayacak rahat rahat oynayabileceğiniz. Etkileyici müzikleri ve masalsı dünyası ile sizleri kendine hayran bıraktıracak bir oyun olan ‘’toby the secret mine’’ oyununu kesinlikle tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.







19 Ekim 2015 Pazartesi

Finders (mini game) inceleme (pc)

Bugün yine sizlere mini oyun olarak tanıttığım küçük boyutlu ve PC’nizde fazla sistem gerektirmeyen, grafikleri çok gelişmiş olmayan ve genelde benzer mekânlarda oynanan, bazı oyun severlere sıkıcı gelen oyunlardan bir tanesisin incelemesini yapacağım. Şimdiye kadar sizlere incelemesini yaptığım mini oyunlardan bir kenara ayırabileceğimiz oyunumuzun adı ‘’finders’’.

Neden diğer mini oyunlardan ayıracağız? Evet, bu soruyu hemen şöyle cevaplayayım. Diğer mini oyunlarda tur tur oynuyorduk ve genelde dakikalarla hatta saniyelerle yarışıyorduk. Tabii istersek koyuverebilirsiniz de ama o zaman rekorları ve kupaları unutacaksınız. Eğer kendinize ‘’ben iyi bir oyuncuyum’’ diyorsanız oyunlarda rekor kırmadan veya extraları full açmadan ya da bir oyunu yüzde yüz bitirmeden olmaz değil mi?

Finders oyununda amacımız bir nevi keşif macerasına çıkmış izcilerin hayatta kalma savaşına tanıklık ederek onların bu macerasına ortaklık ederek bir şekilde doğayla savaşarak hayatta kalmalarını sağlamak. Oyunumuzda size verilen değişik görevleri ifa ederek para kazanabiliyoruz. Öncelikle elemanlarımıza sağlık paketleri kullanarak iyileştiriyoruz.

Sonrasında kurmamız gereken bazı değişik şeyleri örnek: çadır, mutfak, kuyu, mangal vs. gibi şeyleri kurabiliyoruz. Zaten siz kurmasanız da görev olarak karşınıza çıkacak. Yine elemanlarımızla sağdan soldan bazı objeleri toplayabiliyoruz. Bitki, taş, meyve gibi. Eğer bazı bitkileri bulamazsak ormana gidip erzak karşılığında istediğimiz bitkiyi alabiliyoruz.

Erzak demişken elemanlarımız yemek yemeden tabii ki iş yapamıyorlar bunun için mangal kurup erzak depolamalısınız. Görevleri yaptığınızda da yemek ve deneyim puanları veriyor. Deneyim puanları sayesinde ise level atlayarak değişik yetenekler açabiliyor ve de levelinize göre eşya veya araç satın alabiliyorsunuz.

Oyunda yazımın başında da yazdığım gibi bu oyunda küçük bölümler yerine 4 tane büyük bölüm oynuyoruz. Ve bu bölümlerde çıkan birçok görevi yerine getirebiliyoruz. Oyunda para kazanmak gerçekten çok güç arkadaşlar onun için biraz sabırlı olmalısınız. Daha sonradan ileriki turlarda çıkacak olan elinizdeki itemleri 3 katı fiyatına satabileceğiniz bonus satış opsiyonu ile bolca para kazanabilirsiniz.

Ayrıca kurduğunuz çadırlarınızı ve diğer yapılarınızı upgrade ederek te iyi para ve erzak kazanabilirsiniz. Bunun yanı sıra size verilen araç ile şehire gidip değişik şeyler satın alabiliyoruz. Görevlerin ne olduğunu bazen anlayamayabilirsiniz, onun için görev menüsündeki Show yazısına tıklayarak yardım alabilirsiniz.

 oyunumuzun içinde eğlenceli dakikalar geçirebileceğimiz balık avlama ve madenden altın, metal çıkarma var. Balık avlama gerçekten çok zevkli, tuttuğunuz balıkları isterseniz satabilirsiniz, isterseniz de balık çorbası yapıp işçilerinize servis edebilirsiniz. Ya da satıp para kazanabilirsiniz.

Fakat mutfakta yapacağınız yemek ve diğer şeylerde sizden istenilen objelerin elinizde olması gerekiyor. Madenden altın çıkarma işlemi ise yine önceden bildiğiniz ve herhalde oynamışsınızdır diye düşünüyorum, bejeweled oyunu gibi bir oyun oynayarak belli aşamadaki altınları veya metalleri süre bitmeden toplayabiliyorsunuz.

Oyunun en kötü yanlarından bir tanesi yeni bölüme geçtiğinizde eski bölümde kurduğunuz bütün yapıların yeni turda olmaması. Ayrıca paranızın ve erzakınızın sıfırlaması, Oyuna baştan başlıyorsunuz adeta. Ama önceki turda topladığınız objeleri helikopter ile oynadığınız bölüme nakliye edebiliyorsunuz. Ama oda ne yazık ki para karşılığında.

Sonuç olarak daha sakin ve yavaş bir macera mini oyunu oynamak ve hoş vakit geçirmek istiyorsanız ‘’finders’’ oyununu size tavsiye ediyorum. Hem boyutunun küçük olması hem de çok sistem gerektirmemesiyle sizi cezbedecek. Umarım eğlenceli dakikalar geçirirsiniz. Hepinize iyi oyunlar arkadaşlar.






14 Ekim 2015 Çarşamba

Transformers Devastation ön inceleme (pc)

Küçükken birçok robotlu çizgi film, anime filan izlerdim. Gerçi şimdi de anime çizgi film izliyorum ama eskisi kadar robotlu olanlara düşkünlüğüm yok. O zamanlar voltran, robotech, transformers gibi değişik çizgi filmleri büyük bir iştahla izlerdim. Şimdi ise daha çok filmlerini izlemeyi tercih ediyorum. Bir de oyunlarını oynuyorum tabii ki.

Evet, bugün de ön incelemesini yapacağımız oyunumuz küçükken izlediğim, beyaz perdeye de mükemmel şekilde yansıtılan transformers’in yeni oyunu olan; ‘’transformers devastation’’. Daha önceden ps2’de transformers’in bir oyununu oynamıştım, büyük keyif almıştım birçok robotu kontrol edebildiğimiz oyunda modellemeler, grafikler, çeşitlilik ve hikâye harika idi o zamandan bu zaman kadar ne yalan söyleyeyim hiçbir oyununu oynamadım.

Ta ki bu oyun çıkana dek. Önce arenada modlu oynanan bir multiplayer oyunu sandım lakin sonradan öyle olmadığını hikâyeli modunun olduğunu yani eski oyuncu tabiri ile ilerlemeli oyun olduğunu anladım. Gelelim oyunumuzun detaylarına yaptığım ön incelemeden yola çıkarak şunları söyleyebilirim ki önceki ps2’de oynadığım oyunu bana hatırlattı. Zira decepticonlarla dövüş edebiliyoruz, aynı zamanda silahlarımızla değişik saldırılar da yapabiliyoruz.

Bunun yanı sıra tabii ki arabaya dönüşerek şehirde tur atabiliyoruz ama açık dünya olmadığı için belli yerlere ancak gidebiliyoruz. Açık dünya olsa belki daha zevkli olabilirdi. Oyunda normal saldırıların yanı sıra vehicle attack adı altında özel saldırı da yapabiliyoruz. Oyunu bölüm bölüm oynayabiliyoruz. Robotları biz seçemiyoruz, her turda kendi kafasına göre yapay zekâ size veriyor.

Ama en gözde olan robotlar bu oyunda var. En azından optimus ve bumblee bee kesin var. Grafikleri de çok hoş olmuş cellshade diye adlandırılan motor kullanılmış. Ayrıca yine ps2’deki gibi dev kocaman robotlarla da yine savaşabiliyoruz.

Sonuç olarak ilk izlenimlerimin çok iyi olduğunu sizlere söyleyebilirim. Bana deja vu hissine kapılmamı sağladı diyebilirim. Yani ps2’deki mükemmel oyunu gözümün önüne getirdi. Evet, arkadaşlar grafikleri güzel aksiyonu bol hem dövüşlü hem çatışmalı bir ilerlemeli oyun istiyorsanız ‘’transformers devastation’’ oyununu sizlere tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.







Yeni yayınları kaçırma!