Hepimiz şehrin stresinden, kalabalığından ve trafiğinden
bıkmışızdır, ne zaman bir tatilimiz olsa soluğumuzu doğada insanlardan uzakta
kafamızı dinleyerek geçirmek isteriz. Hep emekli olduğumuzda ise kurduğumuz
hayaller vardır ya doğada bulunan bir çiftlik evinde yaşamak ya da insanlardan
uzakta küçük bir sahil kasabasında yaşamak.
Bazılarımız yaşadıkları şehirden kopamazlar emekli olsalar bile,
işte bu tür durumlarda size en azından bir parça da olsa yaranıza merhem
olabilecek ve sizi rahatlatacak bir oyun var. Bir çiftliğiniz olacak ve o
çiftlikte size verilen görevleri yerine getirerek ilerleyebileceksiniz. Oyunumuzun
adı daha önceden de incelemesini yaptığımız hem tür olarak hem de isim olarak
benzeyen farm frenzy gibi bir yapım olan fram mania.
Oyunumuzda yönettiğimiz kızımızın büyükbabası ve büyükannesi
ile beraber çiftliklerini nasıl işletip büyütüp geliştirdiklerini görüyoruz
daha doğrusu biz yardım ediyoruz. Oyunun mekanikleri farm frenzy’ye çok
benziyor sadece ufak tefek bazı değişiklikler var. Yine size verilen belli
zaman zarfında yine sizden istenilen görevleri yerine getireceksiniz. Bu görevler
ilk başta kolayken sonradan bayağı zorlaşıyor ve çoğalıyor.
Oyunda çeşitli sebze ve meyveler ekip yetiştirebiliyoruz
bunları yaparken arkada duran büyükbaba ile kuyudan su çekerek meyve ve
sebzeleri sulayabiliyoruz. Ayrıca diğer hayvanlara büyükbaba ile yem hazırlayıp
kızımızla bu yemleri hayvanlara dağıtabiliyoruz. Oyunun arka planında olan bazı
üretim yerleri ile de büyükanne ile değişik mamüller üreterek ve satarak
paralar kazanabiliyoruz. Tabii bunlar bazen zorunlu olabiliyor.
Yine turlara girmeden önce shop’tan bazı şeyleri satın almanız
isteniyor. Bazen zorunlu olabiliyor, bazen de sizden satmanız isteniyor. Shop’un
sağ tarafında ise sizin için turlarda işinizi kolaylaştıracak birçok ekipman
bulunmakta. Mesela: daha fazla su çekebileceğiniz bir kuyu, eldiven, büyük su kapları,
büyük bir bahçe ve çitler,daha geniş hacmi olan hızlı araçlar gibi. Diğer tarafta
ise birçok hayvan alabiliyorsunuz. Bunları yavru iken büyütmek gibi görevler de
çıkabiliyorken bir de değişik üretim merkezleri satın alıp açarak kek, pasta,
eldiven gibi mamüller üretip ticaret yapabiliyorsunuz.
Aslında oyun basit tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorsunuz bir
nevi, ama daha sade ve basit, eğlenceli bir hali ile. Bir de aralara bonus
turlar serpiştirmişler. Normal sabit bir resim üzerinde gizlenmiş bazı
hayvanların belli zaman zarfında bulmanız sizden isteniyor. Bazen o kadar çok
görev çıkıyor ki nereye yetişeceğinizi şaşırabiliyorsunuz. Bu gibi durumlarda
shop’tan satın alacağınız enerji içeceğini kullanın ve kızımızın hızına hız
katın. Bir de siz iş yaparken devamlı işinizi sabote etmeye çalışan yaramaz
dostlarımız var, Karga ve tavşan. Karga hayvanlara ayrılan yemleri yiyip
bitirebiliyor tavşan ise ektiğiniz meyve ve sebzelere zarar verebiliyor. Sizin yapmanız
gereken ise imleci yaramaz dostlarımızın üstüne getirip onları dostça bir
şekilde tıklayarak kovmak.
Sonuç olarak çok küçük boyutlu, eğlenceli bir oyun oynamak istiyorsanız, grafikleri fena sayılmayan müzikleri hoş bayağı bir turu olan farm frenzy tarzı bu oyunu sizlere tavsiye ederim. Oynadığınız zaman bana hak vereceksiniz arkadaşlar. Hepinize iyi oyunlar.
Bugün incelemesini yapacağımız oyun gerek karakterleriyle
gerekse konusuyla yüzüklerin efendisine çok benzeyen içinde büyücülerin, trollerin,
elflerin geçtiği tıkla-ilerle macera oyunu olan the book of unwritten tales
oyunu. Oyunumuzun hikâyesi ise kısaca şöyle: ünlü bir büyücü olan gremlin
mortimor gizemli ve çok güçlü bir hazinenin varlığını keşfeder, Bu hazine
sayesinde büyük bir güce ulaşarak her şeyi kontrol edebileceksinizdir.
Bu hazineyi mortimor’un keşfettiğini bilen başka kötü amaçlı
büyücülerde vardır ve onu mortimor’un elinden almak için kaçırırlar tam bu
esnada yöneteceğimiz karakterlerden biri olan güzel elf kızımız ivo bu olaya
denk gelir ve oda mortimor’u kaçırdıkları ejderhaya biner ve büyücü gremline
kaçması için yardım eder. Akabinde mortimor koyulduğu kafes ile birlikte diğer
yöneteceğimiz küçük dostumuz sevimli karakterimiz wilbur’ün yaşadığı yere düşer
ve wilbur’e usta büyücüye vermesi için bir yüzük verir daha sonra mortimor
ejderha tarafından tekrar kaçırılır.
Buna bir anlam veremeyen wilbur ise bir anda içindeki
maceracı ruhun ona bu işin peşini bırakmamasını söyler ve bu yüzüğü getirmesi
gereken yere gitmek için gerekli hazırlıklara başlar. Ve ileriki turlarda wilbur
ve ivo’nun yolları kesişir ve bazı bölümlerde ortak bile oynayabiliyoruz. Oyunda
sadece ivo ve wilbur’ü kullanmıyoruz. Yine ileride ekibimize dahil olacak
nathnaline ve tuhaf bir yaratık olan critter’de bize yardım edecek.
Oyunumuz yine klasik tıkla-ilerle tarzı, yani sadece mosue tıklamaları
ile karakterlerimizi yönetiyoruz. Yön tuşları herhangi bir işimize yaramıyor. Yine
bu tarz oyunlarda olan diyaloglar bu oyunumuzda da bolca var. Sağdan soldan
bulduğumuz objeleri alıp yine sağa sola kullanabilirken aynı zamanda bazı
kişilere vererek te ilerleyebiliyoruz. Oyunda çok katı bulmacalar yok ama ara
ara ne yapacağınızı veya hangi objeyi kullanacağınızı şaşırabilirsiniz.
Aldığınız objeleri herhangi bir yere veya kişiye
kullanamıyorsanız yapacağınız tek şey elinizdeki objeleri birbiriyle
birleştirmek olur bu sayede takıldığınız zamanlarda oyunun kilidini
açabilirsiniz. Yeni bir mekana girdiğinizde ise hangi objeyi kullanacağım veya
alacağım diye düşünebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken çok basit. Benim de
bu tarz oyunlarda en önemsediğim hususlardan biri olan search scene tarzı bize
sadece etkileşime gireceğimiz nesneleri gösteren bir tuş olan boşluk tuşuna
basmanız.
Bu sayede oyunda sıkılmadan sadece etkileşime gireceğiniz
objelere odaklanarak hem zamandan kazanarak ilerleyebileceksiniz. Bazı objeleri
bir kez tanıttıktan sonra bırakmayın bir kere daha bakın zira bazı objeleri
önce tanıttıktan sonra el işareti çıkıyor ve alabiliyorsunuz. Bir objeyi bir
yere veya kişiye kullanacağınız zaman ise altında yazı çıkıyor arkadaşlar oradan
anlarsınız zaten.
Önceden de yazdığım gibi bazı bölümlerde yanı anda iki
karakteri değiştirerek yönetebiliyoruz. Mesela wilbur kısa boylu oluğu için alçak
yerlerden rahatça geçebiliyor. Nathnaline ise diğerlerinden güçlü olduğu için
bazı yerlerde işimize yarayabiliyor. İvo ise elf olmasına rağmen öyle yüzüklerin
efendisindeki elfler gibi çok yetenekli olduğunu ve bize çok yardımı olduğunu
söyleyemem.
Sonuç olarak grafikleri genelde bu oyunlarda olan sabit
kamera açısıyla berber oldukça kaliteli olduğunu söyleyebilirim. Ama en azından
arka planda bulunan su vs. en azından hareket ediyor. Hikâye ise oldukça
kaliteli ve sürükleyici diyebilirim. Bir kötü tarafı varsa oda Türkçe yaması
olmaması. Oyunda fazla diyalog olması sizleri biraz sıkabilir ama isterseniz
konuşmaları hızlı bir şekilde geçebilirsiniz. Çevre ve karakter modellemeleri
oldukça başarılı, hatta bazı bu tarz oyunlarda konuşma esnasında ağız oynamaz ve
karakterlerin mimikleri olmaz, Bu oyunda bunlara çok özenildiği aşikâr.
Oyun genel hatları ile çok başarılı oynanış da fena değil
ama bonus içerik veya ekstralar gibi oyunla alakalı içeriklerin olmaması da hiç
iyi olmamış. Böylesine bir yapımdan karakter çizimlerinden, oyun içi videolara
kadar birçok değişik bonus görmek isterdik doğrusu. Neyse, masalsı bir orta
dünya hikâyesi olan eğlenceli aynı zamanda sizi çok güldürecek olan tıkla-ilerle,
macera oyunu olan ‘’the book of unwritten tales’’i kesinlikle oynayın derim. Hepinize
iyi oyunlar arkadaşlar.
Bugün yine bağımsız bir geliştirici olan kurt lorey’in early
Access (erken erişim) olarak piyasaya çıkardığı shank,metal slug tarzı 2
boyutlu diye tabir ettiğimiz oyunlardan biri olan fl337 fleet oyununun ön
incelemesini yapacağız.
Öncelikle oyunumuzun boyutu çok küçük arkadaşlar ve yazımın
başında da belirttiğim gibi daha yapım aşamasında. Yani daha alfa diyebiliriz. Fl337
fleet ne demek oluyor bilmiyorum fakat oyunun başında veya içinde de herhangi
bir özet veya tanıtım amaçlı bir yazı filan geçmiyor. Hikâyenin de ne olduğu
meçhul.
Adeta 90’lı yıllardaki arcade Retro oyunlar gibi oyunun ne
olduğunu önemsemeden karakterimizi seçip dalıyoruz oyuna. Oyunda 3 seçilebilen
karakter mevcut, eğer iki kişi oynamak işitiyorsanız gamepadiniz varsa
rahatlıkla oynayabilirsiniz. Karakterlerimiz ise korsan kılıklı üç tipten
oluşuyor, biri bayan olmak üzere.
Clif,jeff ve jess,bu üç karakterden istediğinizi seçtikten
sonra oyuna başlıyoruz. Oyunun her şeyi çok sade ve basit olduğu gibi oynanış
ve dövüş mekanikleri de çok havadan. Sadece bir tuşa basıp düşmanlarınızı
halledebiliyorken diğer tuşla belli bir miktar olan kurşununuz sayesinde ateş
edebiliyorsunuz. Sağlığınız azaldığında ise sağdan soldan bulduğunuz biftek
veya içki şişesi ile limitinizi çoğaltabilirsiniz.
Karakterlerin biraz ufak olduğunu söyleyebilirim ayrıca bana
yürüyüşleri ve dövüş hareketleri South park’ı hatırlattı. Arka plan grafikleri
genelde bu tarz oyunlarda çok kaliteli özenerek yapılırken bu oyunda baştan
sağma yapılmış gibi, ama unutmamak gerekir ki daha erken erişimde umarım bu
oyuna yapımcısı hikâye ekler ve diğer eksikleri giderir.
Oyunda silah çeşitliliği filan yok elinizde ne varsa onu
kullanıyorsunuz. Ayrıca düşmanlarınıza combo filan çekemiyorsunuz. Bazı sayılar
çıkıyor ama onların ne olduğunu tam anlayamadım. Oyunda level atlama sistemi
var ve karakterlerinize verilen puanlar sayesinde yeteneklerinizi geliştirerek
oyuna devam edebiliyorsunuz.
Her turda değişik düşmanlarla savaşıyoruz ama neden
olduğunuz bilmiyoruz. Her şeye tamam da neden devamlı düşmanlarımızla bir gemi
de savaşıyoruz ben bir türlü buna bir anlam veremedim. Oyun mekan olarak ta çok
zayıf, keşke her tur için ayır mekanlar modelleseler daha iyi olurdu bence. Mesela
yazımın başında shank ve metal slug oyunlarına benzer olduğunu yazdım yazdım
ama sadece 2 boyutlu olması nedeni ile yani yandan göstermesi ve shank’taki
gibi kanlı filan olduğu için. Fakat çoğu bakımdan bu iki oyunun çok çok
gerisinde olduğunu söyleyebilirim. Bu oyun onların gölgesi bile olamaz.
Ama yine de arcade tarzı küçük boyutlu fakat saman gibi kuru
kuru arkadaşlarınızla oynayabileceğiniz bir oyun arıyorsanız fl337 fleet tam
size göre derim. Ama ben yine de sizlere oyunun beta versiyonunu beklemenizi
tavsiye ederim. O zamana kadar birçok yenilikler ve güncellemeler gelecektir
zira oyun daha geliştirme aşamasında. Hepinize iyi oyunlar arkadaşlar.
Belki de en iyi fps ve aksiyon oyunları serisi olarak
aklımızda ömür boyu yer edecek ve unutamayacağımız oyunların başında gelen ve
yapımcıları her nasıl yapıyorsa çıkardıkları yeni oyunların çoğunda heyecan
dozajı azalmayan ve de hikâyesi yozlaşmayan call of duty serileri ilk başlarda
2.dünya savaşı kurgularıyla karşımıza çıkmıştı. Sonradan modern savaşa
döndüler, muhtemelen artık böyle devam edecekler.
Bugünkü inceleyeceğimiz call of duty oyunu ise ana oyunların
dışında geçse de modern oyunlarda gördüğümüz ve ekibimizde yer alan
elemanlardan biri de olan ghosts ekibinin hikâyesini konu almakta. Oyun bayağı
kıyamet kopuyormuşçasına, uzaydan gelişmiş bir uydu olan adını odin verdikleri
bir silah tarafından dünyaya yapılan saldırı ile başlıyor. Bu oyunumuzda
düşmanlarımız federasyon adı verilen bazı Amerika ülkelerinin birleşmesiyle
oluşan bir yapı.
Size bahsettiğim saldırıyı aslında Amerika’nın silahı olan
odini ele geçirerek başlatanlar federasyonun askerleri. Zaten bir iki bölüm
uzayda da oynayabiliyoruz. Ve bizde asıl kahramanlarımız olan hesh, logan ve
babalarıyla bir şekilde kaçmaya çalışıyoruz. Bu baba ve oğulları askerler, yani
çocuklar baba mesleğini devam ettiriyorlar desek yanlış söylemiş olmayız.
Hesh ve logan ghosts ekibinden değiller ama gruba girmek
için epey çaba sarf ederler ve sonunda ekibe dahil olurlar lakin devamında
bilmedikleri bir sırla gerçekleri öğrenirler. Bu sır babalarının yıllar önce
yaşadığı bir sırdır ve oğullarından bunu gizlemiştir. Ama sonunda bütün
olanları anlatır tabii biz bu sırı bir bölümde oynayarak şahit oluyoruz.
Bu oyunda yine diğer call of duty’lere benzer taraflar olsa
da bazı değişiklikler göze çarpmıyor değil. Mesela önceki oyunlarda hep bize
köpekler saldırırdı. Bu oyunda ise riley adındaki özel eğitimli köğeğimizle biz
düşmanlara emir verip saldırtabiliyoruz. Riley’e bağlı olan kamera sayesinde
birçok görevi de başarabiliyoruz.
Yine önceki oyunlardaki gibi attığınız el bombalarını
düşmanlarınız size geri iade edebiliyor. Aynı şekilde sizde onlara
atabiliyorsunuz. Turlara girerken yine bize otomatik silahlar veriliyor, yani
biz silahlarımızı seçemiyoruz. Sadece bir makineli ve tabanca kullanabiliyoruz.
Ama isterseniz öldürdüğünüz düşmanlarınızdan düşen silahları alıp
kullanabilirsiniz. Yine yaralandığımız zaman saklanıp siper aldığımızda
iyileşebiliyoruz.
Turlar ise gayet güzel fakat yine de bana oyun kısa geldi. Eski
call of duty’lerden bu yana alıştığımız araç kullanımı bu oyunda da mevcut.
Benim en çok sevdiğim araçlardan biri olan helikopter ve tank görevleri yapabiliyoruz.
Ve kurgu gereği bir anda destek verdiğimiz askerlere de geçerek onları da
yönetebiliyoruz. Bu oyunda paldır küldür her yere daldığımız turlar var evet
ama bazı turlar var ki arkadaşlar o turlarda adeta sam fisher olup
düşmanlarınızı gizli öldürmek zorunda da kalabiliyoruz.
Hele hele bir bölümde uçağımızın düştüğü ve düşman
askerleriyle dolu bir ormanda saklanarak ve diğer silah arkadaşlarımızı bulmaya
çalışarak geçirebiliyoruz. Yine okyanusun dibinde çok zorlu bir görevin
üstesinden gelmeye çalışırken köpekbalıklarından da kıçımızı kurtarmaya
çalışıyoruz.
Grafik bakımından fena değil diyebiliriz. Zaten call of duty
oyunları hiçbir zaman ne battlefield veya bir crysis grafikleriyle aynı
seviyeye geldiğini söyleyemeyiz. Bence call of duty ghosts oyununun en öne
çıkan özelliği senaryosu ve göz kamaştırıcı kurgusu ve aksiyonu bu sayede sizi
oyunun içine alıyor ve kendinizi oyuna tamamıyla adapte edip sürüklenmenizi
sağlıyor.
Müzik ve sesler fena değil ama eski 2.dünya savaşı oyunlarının
müzikleri çok daha iyiydi bence. Yapay zeka önceki oyunlarla aynı diyebilirim
ben pek değişen bir şey göremedim zira. Oynanabilirlik çok zor değil zaten
şimdiye kadar illaki bir call of duty oyunu oynamışsınızdır diye tahmin
ediyorum. Sonuç olarak fps aksiyon oyunu hastasıysanız hele hele call of duty
fanıysanız bu oyunu daha oynamadıysanız hemen oynayın derim. Hepinize iyi
oyunlar.
Yine her yerde oynamalık, küçük boyutlu ve pc’nizi asla
kasmayacak oyun türlerinden olan ve benim mini oyun diye tabir ettiğim eğlencelik
yapımlardan ’12 labours of hercules’ oyununun incelemesini yapacağım.
Daha önceden bu oyuna benzer birkaç incelememiz olmuştu
hatırlarsak. Viking brothers, moai build your dream ve rescue team gibi. 12
labours of hercules oyunu da mekanikleri bakımından bu oyunlara çok yakın
benzerlikler göstermekte. Oyunumuz isminden de anlaşılacağı üzere antik yunan
çağında geçmekte. Oyunumuz hercul’ün sevgilisinin kaçırılmasıyla başlıyor ve de
böylece uzun ve birçok düşmanla karşılaşacağımız uzun bir yola koyulmak zorunda
kalıyoruz.
Bu yolculuk esnasında hercül’e en yakın dostları yardım
etmektedirler. Bu dostlar genelde çalışan eli becerikli işçilerdir ve turlarda
bizden istenilen şeyleri bulup buluşturma görevi onlarındır. Hercüle ise
genelde turlarda hamağında yatmaktadır sadece büyük engeller çıktığında ondan
yardım alabiliyoruz. Hem o hem de diğer işçiler ise yeterli erzak olmadan iş
filan yapmıyorlar. Yani aç ayı oynamaz misali.
İlk oyuna başlayacağımız zaman yanlamasına genişleyen
haritamızda arka arkaya oynayarak açtığımız turlarda belirlenmiş sürenin altına
düşmeden bizden istenilen görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Diğer örnek
verdiğim oyunlarla aynı mantığa sahip yani. İlk oyuna başladığınızda size kısa
ve öğretici bir tur oynatılıyor zaten yapmanız gereken yani sizin için oyuna
devam etmeniz istenilen objeyi siz başka bir objeyi toplamaya çalışsanız da
size tepesinde ok çıkarak ‘ahanda alman gereken şey burada’ dercesine size
yardımcı oluyor.
Yine diğer oyunlardan bildiğimiz bina kurma bu oyunda da
var. Çiftlik, keresteci filan gibi binalar yapı bunları geliştirebiliyorsunuz. Ayrıca
sağdan soldan bulduğunuz erzak ve ağaçlar sayesinde de oyundaki geliştirmeleri
yapabiliyorsunuz. Oyun içi geliştirmelerin dışında herhangi bir shop tarzı
satın alma ve upgrade filan yok arkadaşlar.
Oyunda hercül’ün yanı sıra bize yardımcı olan yine yunan mit’inden
bildiğimiz yaratıklar var. Medusa, cerberus ve pegasus gibi. Birde geliştirmeler
yaparken kendi ana binanızı geliştirip daha fazla işçi ile daha fazla işin
üstesinden gelebilirsiniz. Ayrıca ekranın sağ köşesinde bulunan limitte size
verilen bonuslar sayesinde turlarda daha rahatça görevleri halledebilirsiniz.
Bu limitteki bonuslar turlara göre farklılıklar
gösterebiliyor. Mesela zamanı kısa süreliğine durdurarak görevleri daha çabuk
yapabilirsiniz. Ekstra işçi çağırarak görevlerin hepsini daha hızlı yapabilirsiniz.
Daha fazla kaynak sembolünü seçerseniz de bütün size gelen erzak ve diğer
ürünleriniz kat be kat fazlalaşıyor. Bir de en çok işe yarayanlardan olan
hızlandırma var, bonusları kullanırken hepsini aynı anda kullanamazsınız arkadaşlar.
Zira belli bir limiti var o limit her kullanmanızda sıfırlıyor ve sonradan
tekrar kullanabilmeniz için doluyor. Hangi sembolü kullanmaz istiyorsanız oraya
kadar lmit dolmuşsa kullanabiliyorsunuz.
Oyunda stratejinizi doğru belirleyin arkadaşlar zira önünüze
başka yollar çıkacak olan turlar var bu turlarda doğru seçimi yapmalısınız
yoksa oyun tıkanabiliyor. Ama çokta sorun etmeyin tıkandığınızı anladığınız
anda baştan başlayın ve yaptığınız hatayı yenilemeyin.
Bir de diğer bu tarz
oyunlarda olmayan ve sadece bu oyunda gördüğüm hercül’le oynadığımız boss
savaşı gibi bazı ara görevler mevcut bu görevlerde çok güzel ve eğlenceli. Mesela
yine yunan mitolojisinden ve god of war’dan hatırladığımız hydra ile
savaşabiliyoruz. Neyse arkadaşlar kendisi mini oyun ama içindeki dünyası bayağı
büyük olan doyumsuz eğlencelik, kaliteli grafikleri ve müzikleri olan aynı
zamanda muadil oyunlardan daha kolay olduğunu düşündüğüm ’12 labours of
hercules’ oyununu sizlere şiddetle tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.
Tarihte her zaman karşımıza çıkan tapınak şövalyeleri hep
bizim amansız düşmanlarımız olmuşlardır. Defalarca kez onları yenilgiye uğratsak
ta bir şekilde tekrar karşımıza çıkıyorlardı. Yine bizim gibi onlara düşman
olan ve tarihte gerçekten var olmuşlar mıdır bilemeyiz ama onlara kök söktürmüş
büyük bir grup vardı. assassains’lar (suikastçiler)aslında ilk başlardan ortak
emeller için savaşmış olan bu iki grup sonradan bazı nedenlerden ötürü ayrı
düşüp birbirlerine düşman olmuşlardır.
Bu iki güruh tarihte gerçekten birbirlerine düşman olup
savaştılar mı bilemeyiz ama oyun olarak bunu assassin’s creed’te görebiliyoruz.
Bugünkü inceleyeceğimiz oyunu ise belki de bizi en çok ilgilendirecek ve
heyecanlandıracak olan revelations. Neden mi? Zira Osmanlı zamanındaki o 1500’lü
yılardaki güzel İstanbul’da geçiyor. Sadece İstanbul mu? Tabii ki hayır.
Bunun yanı sıra Kapadokya ve masyaf’ta da oynayabiliyoruz.
Önceki oyunları ben oynamadığım için çok ta konuya hâkim değilim aslında, zaten
ilk ilgimi çeken 3.oyun olmuştu ve de onun hikâye ile bir alakası olmadığını
düşünüyordum fakat öyle değilmiş, bayağı birbirleriyle alakalı oyunlarmış. Oyunun
esas adamı olan desmond’un hikayesi aslında anladığım kadarıyla,bu animus denen
şirket geliştirdiği anı canlandırma teknolojisi ile şu tuhaf güçlere sahip olan
kürenin peşindeler. Yani bu şirketin arkasında hala günümüzde var olan
tapınakçılar var diyebiliriz.
Desmond’u bu makineye bağlayarak onun suikastçi olan
atalarının anıları sayesinde bu kürenin nerede olduğunu ve nasıl kullanıldığı
gizemini bulup kullanmak istiyorlar. Tabii ki desmond’ta bu gizemi merak
ediyor. Bu oyunda ise efsane olan iki
suikastçiyi birlikte yönetebiliyoruz. Ezio ve altair.
Oyunumuzun hikâyesi ise anladığım kadar ezio suikastçilerin
ve altair’in gizemini çözmek için gittiği masyaf’ta tapınak şövalyelerinin onu
yakalaması ile başlıyor daha sonra bir şekilde ellerinden kaçabiliyoruz. Ters Ninja
usulü. Yani ne kadar çok düşmanınız varsa karakterinizin yaşamı şansı o kadar
çoktur. Ölmez yani. Daha sonra altair’in silüeti belirir ve ezio’ya yol
gösterir ve masyaf’ın derinliklerinde olan gizemli kapıyı bulmasına yardımcı
olur. Bu kapı 5 adet mühür tarafından açılabilmektedir.
Bu mühürler ise İstanbul’da ki değişik mekânlarda
gizlenmiştir. Sadece bir tanesi tapınakçılar tarafından bulunmuştur. Bunun üzerine
ezio İstanbul’a gider ve orada da var olan suikastçilerden destek alır. Onların
lideri olan Yusuf ezio’ya birçok konuda yardımcı olur. Bir de bizim için en
önemli olan noktadır belki de ezio kanuni sultan Süleyman ile dostluk kurar ve
o zamanlar daha genç bir şehzade olan süleyman’a yardımcı olur. Zira saray’da
da tapınakçılar her şeyi neredeyse ele geçirmişlerdir.
Bir de şehzade Ahmet ve selim arasındaki çekişme de oyunda
geçmekte. Tabii bu olanlar gerçekle bağdaşmıyor, yani doğru değil. Çoğunluğu hayal
ürünü arkadaşlar. Ama ne olursa olsun benim her şeyden çok sevdiğim o zamanın
yüksek binaların, beton yığınlarının olmadığı o Bizans yapımı surların olduğu
istanbul’da oyun bile olsa gezmek oldu.
Bu oyunda yenilerine nazaran daha değişik bir dövüş mekaniği
var. Saldırıları mouse’tan bir tuşa basarak yapabiliyorsunuz yine aynı şekilde
bir tuşa basarak ta düşmanınızın darbesini savurarak alt edebiliyorsunuz. Açılan
shop’lardan değişik zırh veya silah, kılıç filan satın alabiliyorsunuz. menüde
kullanmak istediğiniz silahları atayarak ana silahınızı ve alt silahınızı da
belirleyebilirsiniz.
Oyunda ana görevlerimiz hariç mini oyun tarzında bazı
oyunlarda oynayabiliyoruz. Çatıdan diğer suikastçileri belli noktalara
yerleştirerek ve yola barikatlar kurarak düşmanların yolunu kesebiliyoruz. Ayrıca
turlarda bize yardımcı olmaları için suikastçi çağırarak düşmanlarımızı daha
rahat yok etmemizi sağlayabiliyoruz.
Sadece ezio ile oynamıyoruz demiştim altair ile bu gizemin, hikâyenin
yarım kalmış tarafını da onunla oynayarak anlıyoruz. Oyunun bu bağlamda kurgusu
müthiş olmuş diyebilirim. Yine diğer oyunlarda gördüğüm görev
senkronizasyonları var. Ve yine haritada belli bir bölgeyi açmak için kuş
bakışı bakacağımız yüksek kulelere çıkıp haritamızı genişletebiliyoruz.
Bir de oyunda bize sofia adında ezio’nun ona aşık olacağı
güzel bir kadının yardımıyla bütün mühürleri bulacağız ve tapınakçıların
şehzade süleymana da zarar vermesini engelleyeceğiz.
Sonuç olarak her ne kadar etkileyici grafikleri olsa da bazı
hatalar mevcut ama en önemlisi modellemeler İstanbul ve tarihi mekanlar
muhteşem bir şekilde yansıtılmış. Ayasofya, Yerebatan sarnıcı, fatih camii, kız
kulesi, galata kulesi Topkapı gibi ama bazı sorunlarda yok değil mesela Avrupa kıtasından
diğer kıtaya yüzmeye kalktım hemencecik karşıya geçebildim. Bunun yanı sıra
yeni çeri modellemeleri harika olmuş lakin suratlarına samurayların taktıkları
gibi bir maske takılmış o maskeler biraz garibime gitti.
Yeni çeriler hiçbir zaman yüzlerin maske takmadılar bu tamamiyle
oyunun yapımcılarının inisiyatifi olmuş. Bir de bende tavsiye arkadaşlar yeni
çerilerle zorda kalmadığınız sürece dövüşmeye kalkmayın felaket savaşıyorlar ve
boyunuzun ölçüsünü alıyorlar. Sağlık kullanma ise öldürdüğünüz düşmanlarınızın
üstlerini arayarak bulabilirsiniz. Ayrıca değişik itemlerde alabiliyorsunuz. Hikâye
konusunda söylenebilecek tek şey mükemmel olduğu ve en önemlisi ise sinema
tarzındaki kaliteli kurgusu.
Müzik harika fakat seslendirmeler problemli. Biraz bana
garip geldi. Zaten oyunun İstanbul’da geçen bölümlerinin çoğunluğu İngilizce sadece
ara ara kullanılan bazı Türkçe kelimeler oluyor. Bunun yanı sıra arka planda
duyduğumuz ve katıldığımız bizi saklayan veya yardım aldığımız gruplar Türkçe konuşuyorlar
o kadar. Bir de benim en dikkatimi çeken nokta oyunda gece, gündüz döngüsü
olduğu halde ve hemen hemen her vakitte gezdiğimiz halde oyunda hiç mi hiç ezan
sesinin olmaması. Her ince detayı değerlendirip ince eleyip sık dokuyan oyunun
yapımcıları bunu ne yazık ki kaçırmışlar.
Yapay zekâ ise tutarsızlık gösterebiliyor bazen düşmanların
yanından geçiyorsunuz duymazlarken bazen çok uzaktan sizi görüp
saldırabiliyorlar. Bir de şu çatılarda gezen Osmanlı askerlerine bir anlam
veremedim. Oynanabilirlik ise bunda önceki oyunları oynayanlar için hiçte zor olmayacaktır
rahat rahat oynayabileceksiniz. Çeşitlilik de fena değil bazı bölgeleri gezmek
ve o bölgeleri alabilmek güzel olmuş. Ayrıca tapınakçıların bölgelerine gidip
onları temizleyebilirsiniz.
Neyse epey uzattım benim için en önemlisi aslında o güzel Osmanlı
zamanındaki sade ve huzur dolu İstanbul’da oyun da olsa gezmekti valla ne yalan
söyleyeyim. Muhtemelen sizde benimle aynı görüştesinizdir diye tahmin ediyorum.
Bir de oyunun sonundaki altair’in nasıl öldüğünü, onun hazin sonunu daha
doğrusu nasıl kendini feda ettiğini ve ezio’nun bu gizemi tam çözecekken vaz
geçip günümüzle bağlantı kurup desmond’a bu gizemi tamamlamasını söylediğini
görebiliyoruz. Artık bu spoilerı çoğunuzun oyunu bitirdiğini varsayarak yazdım.
Çok kaliteli bir macera ve aksiyon oyunu oynamayan arkadaşları bekliyor. Hepinize
iyi oyunlar.
Bir varmış bir yokmuş diye yazıma masal gibi başlayayım
dedim, zira bugünkü inceleyeceğimiz oyun bundan yıllar yıllar evvel çıkmış gerek
atari salonlarında gerek diğer oyun konsollarında oynayabildiğimiz çok
eğlenceli ve arkadaşlarımızla 4 kişiye kadar oynayabildiğimiz neredeyse
unutulmaya yüz tutmuş oyunlardan biri olan harika bir Retro arcade yapım ‘’sunset
riders’’.
Bundan 24 yıl önce piyasaya çıkmış olan bu oyunu dev oyun
stüdyolarından biri olan ve hala günümüzde tutunmayı başarabilen konami firması
bu kovboy oyununu çıkarmıştı. Tek kişi oynayabildiğimiz oyunu istersek 4 kişiye
kadar oynamak mümkündü. Oyuna girdiğimizde 4 karakterden istediğinizi
seçebiliyorsunuz.
Bunlar steve, billy, bob ve cormano. Steve ve billy tabanca
kullanmada usta iken bob ve cormano tüfek ve benzeri silahları ustalıkla
kullanabiliyor. Benim tavsiyem bob veya cormano kullanın derim zira onlar tüfek
kullandıkları için saçma ile düşmanları hemen yok edebilyorlar. Oyuna girdiğimizde
ise karşımıza gelen düşmanlarımızı tek tek haklarken bazı bölümlerdeki barlara
girmeyi unutmayın bu sayede daha güçleniyorsunuz.
Ayrıca sizin atış gücünüzü arttıran şerif madalyonlarını da
alın. Böylece daha çok düşmanı haklayabilirsiniz. Yine size atılan dinamitleri
call of duty’deki gibi gerisin geri gönderebilirsiniz. Bunun yanı sıra karşıdan
gelen öküz sürüsüne ezilmemek için üstlerine atlayarak ezilmekten de
kurtulabiliyorsunuz.
Turlar arasında çoğu arcade oyunda olan bonus turlar mevcut.
Fps olarak karşımıza çıkan kovboyların yerlerini hızlı bir şekilde tutturup
vurmalısınız. İleriki turlarda ise at binerek oynadığımız bazı bölümlerde
geliyor. Atsız kovboy mu olur? Dediğinizi duyar gibiyim. Bir de çoğu arcade
oyuna göre daha uzun ve eğlendirici diyebilirim.
Merak eden arkadaşlar veya bilmeyenler için tekrar hatırlatmalar
yapayım. Oyunu mame emületöründe oynadım. İsterseniz gamepad ile de
oynayabilirsiniz. Büyük ekran tv’niz varsa tam ekran da yapabiliyorsunuz. Eğer oyunu
kaydetmek isterseniz de shift tuşuna basılı tutarken f7’ye bastığınızda istediğiniz
bir rakama basarak kayıt yapabilirsiniz. Yine başlamak için f7’ye basıp hangi
rakama kaydettiyseniz o rakama basıp kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
Geçenlerde call of juarez oynarken aslında aklıma gelmişti
bu oyun ve hangi Retro oyunun incelemesini yapayım derken sunset riders’ı yapayım
diye karar vermiştim. Konami gibi büyük bir firma neden yeni bir oyununu
çıkarmadı acaba veya remastered olarak tekrar satışa sunmuyorlar çok ilginç. Neyse
eğlenceli ve 4 kişiye kadar pc’de oynayabileceğiniz (4 kişiliği denemedim,
oluyor mu kesin bilmiyorum ama imkânı olanlar pc’ye 4 kol takıp
deneyebilirler.) mükemmel bir Retro arcade oyunu olan ‘’sunset riders’’ı
sizlere tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.
Bugün yine oynamaktan vazgeçemediğim türlerden biri olan 2,5
boyutlu olarak tabir ettiğim bir platform macera oyunu olan ‘’toby the secret
mine oyununun ön incelemesini yapacağım. Eskiden mario, rayman ve daha birçok zıplamalı,
hoplamalı oyun oynamışızdır, o kadar çok ki şimdi aklıma gelmiyor bile sadece
en popüler olanları geldi o kadar.
Toby the secret mine oyununu ilk gördüğüm zaman aklıma
grafikleriyle beraber limbo ve halis muhlis Türk yapımı oyun olan monochroma
geldi. Sadece grafikte değil tabii aynı zamanda platform oyunu olmaları ve
oynanış mekaniklerinin benzemesi de cabası. Bu küçük boyutlu ve eğlenceli
oyunumuz direk oyuna girilen bir açılışa sahip.
Yani menü filan ilk başta yok. Bu bazı başka oyunlarda da
karşılaştığımız bir durum. Oyunumuzun konusu, benim anladığım kadarıyla
yönettiğimiz karakterimizin artık arkadaşları mı oluyorlar yoksa köylüler mi? Onu
bilemeyeceğim, bu dostlarını kaçıran ondan biraz daha dev olan kötü kalpli
olduğunu düşündüğüm bir yaratık tarafından alıkonulmaları sonucu bizim de
karakterimizi yöneterek hapis edilen arkadaşlarını kurtarmamızı konu alıyor. İşte
başta dedim ya mario gibi diye kaçırılan prensesi kurtarma gibi.
Karakterimizle yapabildiğimiz şeyler sınırlı, yani herhangi
bir silahı veya büyü gücü filan yok. Sadece zıplayabiliyoruz o kadar. Bunun yanı
sıra karışımıza çıkan engelleri sandıklar yardımıyla iteleyerek veya çekeleyerek
geçebiliyoruz. Diğer platform oyunlarına nazaran bir değişiklik ise bulmacalar
olması. Bu pekte alışık olduğumuz bir durum değil ama nadir de rastlasak bazı platform
oyunlarda bulmacalarla karşılaşabiliyoruz.
Sonuç olarak küçük boyutlu ve pc’nizi kasmayacak rahat rahat oynayabileceğiniz. Etkileyici müzikleri ve masalsı dünyası ile sizleri kendine hayran bıraktıracak bir oyun olan ‘’toby the secret mine’’ oyununu kesinlikle tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.
Bugün yine sizlere mini oyun olarak tanıttığım küçük boyutlu
ve PC’nizde fazla sistem gerektirmeyen, grafikleri çok gelişmiş olmayan ve
genelde benzer mekânlarda oynanan, bazı oyun severlere sıkıcı gelen oyunlardan
bir tanesisin incelemesini yapacağım. Şimdiye kadar sizlere incelemesini
yaptığım mini oyunlardan bir kenara ayırabileceğimiz oyunumuzun adı ‘’finders’’.
Neden diğer mini oyunlardan ayıracağız? Evet, bu soruyu
hemen şöyle cevaplayayım. Diğer mini oyunlarda tur tur oynuyorduk ve genelde
dakikalarla hatta saniyelerle yarışıyorduk. Tabii istersek koyuverebilirsiniz
de ama o zaman rekorları ve kupaları unutacaksınız. Eğer kendinize ‘’ben iyi
bir oyuncuyum’’ diyorsanız oyunlarda rekor kırmadan veya extraları full açmadan
ya da bir oyunu yüzde yüz bitirmeden olmaz değil mi?
Finders oyununda amacımız bir nevi keşif macerasına çıkmış
izcilerin hayatta kalma savaşına tanıklık ederek onların bu macerasına ortaklık
ederek bir şekilde doğayla savaşarak hayatta kalmalarını sağlamak. Oyunumuzda
size verilen değişik görevleri ifa ederek para kazanabiliyoruz. Öncelikle elemanlarımıza
sağlık paketleri kullanarak iyileştiriyoruz.
Sonrasında kurmamız gereken bazı değişik şeyleri örnek: çadır,
mutfak, kuyu, mangal vs. gibi şeyleri kurabiliyoruz. Zaten siz kurmasanız da
görev olarak karşınıza çıkacak. Yine elemanlarımızla sağdan soldan bazı
objeleri toplayabiliyoruz. Bitki, taş, meyve gibi. Eğer bazı bitkileri
bulamazsak ormana gidip erzak karşılığında istediğimiz bitkiyi alabiliyoruz.
Erzak demişken elemanlarımız yemek yemeden tabii ki iş
yapamıyorlar bunun için mangal kurup erzak depolamalısınız. Görevleri yaptığınızda
da yemek ve deneyim puanları veriyor. Deneyim puanları sayesinde ise level
atlayarak değişik yetenekler açabiliyor ve de levelinize göre eşya veya araç
satın alabiliyorsunuz.
Oyunda yazımın başında da yazdığım gibi bu oyunda küçük
bölümler yerine 4 tane büyük bölüm oynuyoruz. Ve bu bölümlerde çıkan birçok
görevi yerine getirebiliyoruz. Oyunda para kazanmak gerçekten çok güç
arkadaşlar onun için biraz sabırlı olmalısınız. Daha sonradan ileriki turlarda
çıkacak olan elinizdeki itemleri 3 katı fiyatına satabileceğiniz bonus satış
opsiyonu ile bolca para kazanabilirsiniz.
Ayrıca kurduğunuz çadırlarınızı ve diğer yapılarınızı
upgrade ederek te iyi para ve erzak kazanabilirsiniz. Bunun yanı sıra size
verilen araç ile şehire gidip değişik şeyler satın alabiliyoruz. Görevlerin ne
olduğunu bazen anlayamayabilirsiniz, onun için görev menüsündeki Show yazısına
tıklayarak yardım alabilirsiniz.
oyunumuzun içinde
eğlenceli dakikalar geçirebileceğimiz balık avlama ve madenden altın, metal
çıkarma var. Balık avlama gerçekten çok zevkli, tuttuğunuz balıkları isterseniz
satabilirsiniz, isterseniz de balık çorbası yapıp işçilerinize servis
edebilirsiniz. Ya da satıp para kazanabilirsiniz.
Fakat mutfakta yapacağınız yemek ve diğer şeylerde sizden
istenilen objelerin elinizde olması gerekiyor. Madenden altın çıkarma işlemi
ise yine önceden bildiğiniz ve herhalde oynamışsınızdır diye düşünüyorum,
bejeweled oyunu gibi bir oyun oynayarak belli aşamadaki altınları veya metalleri
süre bitmeden toplayabiliyorsunuz.
Oyunun en kötü yanlarından bir tanesi yeni bölüme
geçtiğinizde eski bölümde kurduğunuz bütün yapıların yeni turda olmaması. Ayrıca
paranızın ve erzakınızın sıfırlaması, Oyuna baştan başlıyorsunuz adeta. Ama önceki
turda topladığınız objeleri helikopter ile oynadığınız bölüme nakliye edebiliyorsunuz.
Ama oda ne yazık ki para karşılığında.
Sonuç olarak daha sakin ve yavaş bir macera mini oyunu
oynamak ve hoş vakit geçirmek istiyorsanız ‘’finders’’ oyununu size tavsiye
ediyorum. Hem boyutunun küçük olması hem de çok sistem gerektirmemesiyle sizi
cezbedecek. Umarım eğlenceli dakikalar geçirirsiniz. Hepinize iyi oyunlar
arkadaşlar.
Küçükken birçok robotlu çizgi film, anime filan izlerdim. Gerçi
şimdi de anime çizgi film izliyorum ama eskisi kadar robotlu olanlara
düşkünlüğüm yok. O zamanlar voltran, robotech, transformers gibi değişik çizgi
filmleri büyük bir iştahla izlerdim. Şimdi ise daha çok filmlerini izlemeyi
tercih ediyorum. Bir de oyunlarını oynuyorum tabii ki.
Evet, bugün de ön incelemesini yapacağımız oyunumuz küçükken
izlediğim, beyaz perdeye de mükemmel şekilde yansıtılan transformers’in yeni
oyunu olan; ‘’transformers devastation’’. Daha önceden ps2’de transformers’in
bir oyununu oynamıştım, büyük keyif almıştım birçok robotu kontrol
edebildiğimiz oyunda modellemeler, grafikler, çeşitlilik ve hikâye harika idi o
zamandan bu zaman kadar ne yalan söyleyeyim hiçbir oyununu oynamadım.
Ta ki bu oyun çıkana dek. Önce arenada modlu oynanan bir
multiplayer oyunu sandım lakin sonradan öyle olmadığını hikâyeli modunun
olduğunu yani eski oyuncu tabiri ile ilerlemeli oyun olduğunu anladım. Gelelim oyunumuzun
detaylarına yaptığım ön incelemeden yola çıkarak şunları söyleyebilirim ki
önceki ps2’de oynadığım oyunu bana hatırlattı. Zira decepticonlarla dövüş
edebiliyoruz, aynı zamanda silahlarımızla değişik saldırılar da yapabiliyoruz.
Bunun yanı sıra tabii ki arabaya dönüşerek şehirde tur
atabiliyoruz ama açık dünya olmadığı için belli yerlere ancak gidebiliyoruz. Açık
dünya olsa belki daha zevkli olabilirdi. Oyunda normal saldırıların yanı sıra vehicle
attack adı altında özel saldırı da yapabiliyoruz. Oyunu bölüm bölüm oynayabiliyoruz.
Robotları biz seçemiyoruz, her turda kendi kafasına göre yapay zekâ size
veriyor.
Ama en gözde olan robotlar bu oyunda var. En azından optimus
ve bumblee bee kesin var. Grafikleri de çok hoş olmuş cellshade diye
adlandırılan motor kullanılmış. Ayrıca yine ps2’deki gibi dev kocaman
robotlarla da yine savaşabiliyoruz.
Sonuç olarak ilk izlenimlerimin çok iyi olduğunu sizlere
söyleyebilirim. Bana deja vu hissine kapılmamı sağladı diyebilirim. Yani ps2’deki
mükemmel oyunu gözümün önüne getirdi. Evet, arkadaşlar grafikleri güzel
aksiyonu bol hem dövüşlü hem çatışmalı bir ilerlemeli oyun istiyorsanız ‘’transformers
devastation’’ oyununu sizlere tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.