English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
Twitter Bird Gadget
slideshow

Men of War inceleme (pc nostalji)

Mükemmel bir 2.Dünya savaşı simülasyon, strateji oyunu.

slideshow

Prototype inceleme (pc nostalji)

Aksiyonu dibine kadar yaşayabileceğiniz harika bir oyun.

slideshow

Ninja Cats vs Samurai Dogs inceleme

Kedi köpek kavgalarını değişik boyutta yaşayacağınız farklı bir yapım

slideshow

Senran Kagura Shinovi versus Ön inceleme

Seksi anime dövüşçüleriyle oynamaya hazır olun.

slideshow

Armikrog ön inceleme

Stop-motion ile hayata geçirilmiş süper bir macera oyunu.

slideshow

E.T Armies ön inceleme

Killzone benzeri harika bir fps oyunu.

slideshow

2016 Yılı Güncel Tıkla İlerle Macera Oyunları Listesi (güncellendi)

Macera oyunlarını sevenler için hazırladığım geniş çaplı bir liste

slideshow

Sunset Riders inceleme ( retro arcade game)

Atari salonlarının vazgeçilmez arcade kovboy oyunu.

slideshow

Youtube kanalıma abone olmayı unutmayınız

oyun inceleme,ön inceleme,nostalji,retro ve daha birçok video incelemeyi kanalımda bulabilirsiniz.

9 Şubat 2016 Salı

Penumbra Overture Episode One inceleme (pc nostalji)

Korku hayatımızda her zaman var olan ve bazen her nedense çok istediğimiz bazen ise korkacağımızı bildiğimiz halde tatmaktan vaz geçemediğimiz bir duygudur. Hani hep derler ya, ne gelirse meraktan başınıza gelir. Bu tarz şeyler genellikle korku filmlerinde veya oyunlarında olur. Neyle karşılaşacağını bilmeden ve hiçbir tecrübesi olmadığı halde bilmediği veya bazen kazara bir maceranın içine giren tipler vardır. Bizde hep deriz ya: gitme gitme ne işin var öleceksin gitme diye. İşte bugün de incelemesini yapacağımız oyun bu tarz da olan ne olduğunu bilmediği bir maceranın içine tabiri caizse balıklama atlayan kahramanımızın tuhaf hikâyesi.

Oyunumuzun adı penumbra, hikâyemiz ise dramatik bir şekilde yönettiğimiz karakterimizin annesinin vefatından sonra babasından aldığı bir mektup ile başlıyor. Ve babasının mektubunda bir bankaya emanet bıraktığı notu üzerine, karakterimiz merakını bastırmak için bankaya gitmeye karar veriyor. Emanette babasını bıraktığı notlarda tuhaf bir şeyler olduğunu sezer ama ne olduğunu çözemez. Ama notlarda olan bir yer ilgisini çeker, o işaretli yer kuzey grönland’taki ıssız bir yerdir. Ve karakterimiz bu yere gidip babasıyla alakalı sır perdesini kaldırmak ve gerçekleri bulmak için yola koyulur. Yazımın başında dedim ya, merak diye işte.

Penumbra amnesia’nın yapımcı stüdyosu tarafından piyasaya sürülmüş bir oyun. Ben sonradan çıkmış olan amnesia teh dark descent’i ilk oynadım, sonra ise penumbra. Keşke ilk penumbra’yı oynasaydım. Siz siz olun ilk penumbra’yı oynayın. Frictional games stüdyosu kendi geliştirdikleri oyun motorlarını kullanıyorlar. Bu motor birçok nesneyi kullanmamıza ve etkileşime girmemize olanak sağlıyor. Bazı objeleri kendimiz açmalıyız mesela kapı çekmece gibi. Kapı açacaksanız mouse’la kapıyı tutarak kendinize çekmelisiniz aynı şey çekmece içinde geçerli. Yine amnesia’daki gibi karanlıkta ilerleyeceğimiz için elimizde daha modern yılda yaşadığımız için el feneri ve ışıldak ile yolumuzu bulabiliyoruz.

Bulduğumuz tuhaf maden gibi yerde bazı itemler bularak onları kullanabiliyoruz. Mesela bulduğumuz bir çekiç ile yine Mouse’u hareket ettirerek tahta vs. kırıp parçalayabiliyoruz. Yine amnesia’da olmayan ve bu oyunda olan bir özellikten bahsedeceğim. Amnesia’da yaratıklarla savaşamıyorduk veya obje fırlatamıyorduk, fırlatsak bile bir şey olmuyordu. Penumbra’da ise elinizdeki çekiç veya kazma ile yaratıklara vurabiliyorsunuz. Veya sağdan soldan aldığınız bazı cisimleri fırlatabiliyorsunuz. Ama penumbra’nın ilk bölümü olan overture’da pek çeşitli yaratık yok. Çoğunluk resident evil’daki cerberus’lara benzeyen köpekler size saldırıyor. Onları alt etmesi çok zor değil. İlk başta biraz zorlanabilirsiniz belki ama oynadıkça eliniz yatkınlaşacaktır. Bir de bayağı iri örümcekler sizlere saldırıyor onun haricide bir de dev bir solucan var.

Yine amnesia’daki gibi notlar bulabiliyoruz. Bu notlar orada yaşananlar ile alakalı bize ışık tutarken bazen çözmemiz gereken bulmacaları da çözmemizde yardımcı olabiliyor. Yine sağlık durumumuzu bozulduğu zaman sağdan soldan bulduğumuz ağrı kesiciler ile yenileyebiliyoruz. Tab tuşuna bastığınızda hem sağlık durumunuzu hem de el fenerinizin batarya durumunu görebilirsiniz. Yine hızlı kullanmak istediğiniz itemlerinizi üstteki numaralara koyarak oyun içinde daha hızlı ulaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra bazı objeleri ara sıra kombine yapıp kullanabiliyorsunuz.

Oyunda bizim haricimizde insan yok. Sadece sonlara doğru adının red olduğunu söyleyen ve bize telsizden yardım eden biri var ama ne yazık ki kendisini göremiyoruz. Ama bize yardımı çok dokunuyor. Bir de amnesia’da da olan artifact denilen kutular var bunlara tıkladığınızda sanki başka bir âleme sizi götürüp tekrar geri getiriyor. Ve oyunla alakalı bazı ipuçları alabilmemize yardımcı oluyor. Bir de sağı solu dikkatli şekilde taramanızı tavsiye ederim. Göz çıkan her yeri inceleyin.

Grafik bakımından yılına göre kaliteli olan bir yapım olan penumbra overture hikâye bakımından da bizleri etkileyerek bizi ekrana kilitlemeyi başarıyor. Müzik ve sesler başarılı ama amnesia’nın gerisinde kalmış. Aslında birçok konuda amnesia the dark descent’ten geride kaldığını söyleyebiliriz. Mesela yaratıklar konusunda, ama bir şeyi de vurgulamadan edemeyeceğim bu penumbra’nın ilk bölümü sonlara doğru bazı değişik yaratıkları görebiliyoruz ama sürpriz bir şekilde oyun son buluyor. Yapay zekâ oldukça iyi zira en çok karşılaştığımız yaratık olan köpekleri öldürmeden bırakmayın daha doğrusu sizden uzaklaşmasına imkân vermeyin zira uluyarak başka köpekler çağırıyor ve başınızdaki bela birken bir anda üç olabiliyor. Oynanabilirlik zor değil başlangıçta zorluğu zaten seçebiliyorsunuz ve oynadıkça köpeklerle başa çıkmasını öğrenebiliyorsunuz. Sadece save biraz zahmetli ve gıcık olmuş, istediğiniz yerde kayıt yapamıyorsunuz. Ben internet’te araştırdım ve bulduğum bir yöntem ile istediğim yerde kayıt yapabildim. Neyse hayatta kalma ve psikolojik gerilim tarzındaki oyunları seviyorsanız asla es geçmemeniz gereken bir oyun diyebilirim penumbra overture episode one için. Hepinize iyi oyunlar.











4 Şubat 2016 Perşembe

Resident Evil 0 hd Remastered ön inceleme (pc)

Son yıllarda moda olan eski oyunların grafiklerinin yenilenmesi ile karşımıza hd remastered diye bizlere sunulan oyunların haddi hesabı yok. Tabii bu durum bazı oyun severler için  artı bir durum diyebiliriz. Neden mi? Zira eski versiyonlarını oynamadıysanız yenilenmiş haliyle piyasaya çıkarılmış olan sürümünü görme şansı bulabiliyorsunuz. Ama ben eskisini gördüm bir de yenisini göreyim diyorsanız siz bilirsiniz tabii ki. Bugün de yazımın başlangıcından anladığınız üzere eskiden çıkmış olan ve illa ki adını duymuş olduğunuz, oynamadıysanız bile benim gibi kesin gördüğünüz bir oyun olan resident evil 0 hd remastered.

Önceden ilk oyunun hd remastered’i çıkmıştı. Valla ne yalan söyleyeyim ben eskiden ilk oyununu oynadığım için remastered halinin ön incelemesini yapmak içimden hiç gelmedi. Ama bu oyun farklı, zira bir dünya resident evil oynamama rağmen zero’yu oynamamıştım. Şimdi de elime geçen fırsatı değerlendireyim dedim. Bu oyunda diğer resident evil’larda görmediğimiz  s.t.a.r.s ekibinin jill’den sonraki diğer güzeller güzeli bayan elemenı rebecca chambers’ı yönetiyoruz. Resident evil 0 ilk resident evil’dan hemen sonra geçen bir zaman dilimini konu alıyor. İlk başta bir trene ne olduğu belli olmayan bazı varlıkların saldırısıyla başlıyor. Bizim içinde bulunduğumuz ekipte trene olayı araştırmak için geliyor ve bundan sonra tuhaf olaylar silsilesi başlamış oluyor.

Bu oyundaki birçok şeyi zaten eski serileri oynayan arkadaşlar biliyorlardır ama ben yine de bir hatırlatayım. Kamera açısını sizin kontrol edemediğiniz, yani belli bölümlerdeki sabit kamera açılarıyla ilerleyebildiğimiz aksiyonun yanı sıra bulmacalarla bezenmiş bir oyundur aslında. Sağdan soldan cephane bulabiliyorsunuz, ayrıca save yapmak için yine eski oyunlarda olan ink ribbon (mürekkep kutusu) bulmak zorundasınız. Ama merak etmeyin bu sefer eskileri kadar zor bulunur yapmamışlar. Yine eski oyunlarda olan sağlığımızı iyileştiren green herb (yeşil bitki) bu oyunda var. Olmazsa şaşardım zaten, büyük bir ihtimalle red ve bkue herb’te var bunları birleştirerek mixed herb (bitki karışımı) yapabiliyorduk. Bir de yine klasik olan sprey var tabii sağlımızı full yapan.

Oyunda eski oyunlarda olan ve zombilerden yaratıklardan kaçarken en rahat ettiğimiz yerlerden biri olan kayıt odası var bu odada olan sandığımıza bazı eşyalar koyabiliyoruz. Zira karakterimizin belli bir kapasitesi var. Öyle her şeyi alıp yanınızda taşıyamıyorsunuz. Yine eski oyunlarda olan bir klasik olan sağdan soldan bulduğunuz kayıtlar oyunda ilerlemenizde sizlere ışık tutacak. Bu bazen bir bulmaca çözümü olabilirken bazen size yol gösterme olarak karşınıza çıkabilecek.

Önceden yazımda da hatırlattığım gibi eğer bu oyunu oynamadıysanız kesinlikle yenilenmiş grafikleriyle beraber bir denemenizi tavsiye ederim. Anlaşılan capcom resident evil’ın 2000’den önceki çıkardığı klasik oyunlarının hepsini hd remastered olarak piyasaya sürecek. Siz de eski resident evil’cılardansanız yeniler eskileri gibi değil korku oyunu deyince nerede o eski resident evil’lar diyorsanız resident evil hd remastered’i kesinlikle oynamanızı tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.





2 Şubat 2016 Salı

Trine 2 inceleme (pc nostalji)

Hani hep kötülüklerin son bulmayacağını düşündüğümüz hikâyeler vardır ya, devamlı bir bit yeniği vardır. Bir yerden yırtık paçadan çıkar gibi bir anda bitiveren kötü kalpli varlıklar filan vardır. Biz de onları her seferinde yok etmeye çalışırız daha doğrusu yok etmek için birçok yol arayıp uğraşırız. Oyunlarda da hep böyledir zaten bunun en açık göstergesi işte artık kötülük son buldu dediğimiz anda bitiveren oyundur. Lakin bir bakmışız ki yıllar sonra o oyunun devam oyunu çıkmıştır, yeni düşmanlar yaratıklar filan fişman. İşte bugünde incelemesini yapacağımız oyun aslında ilk oyunda bitti daha nasıl devamı olur diye düşündüğümüz ve demin yazdığım açıklamalara uygun, hatta cuk oturan trine 2.

İlk oyunu daha önceden incelemiştik bir platform oyunu olmasına rağmen mükemmel grafikleri ile akıllarımızda yer eden maceramızda 3 karakter kullanabiliyorduk. Biri büyücü, diğeri bir savaşçı daha doğrusu şövalye ve okçu bir hırsız kız vardı. Bu oyunda da aynı karakterler mevcut yeni eklenen bir karakter filan yok. Hikâyemiz ise yine şu ışıldak gibi olan şey bizi göreve çağırıyor. Yok, neymiş efendim kötü kalpli prenses, aynı Hugo’daki cadı sila gibi krallığı ele geçirmeye çalışıyormuş. Bu uğurda kendi güzeller güzeli ikizini bile saf dışı etmeye çalışıyormuş filan. İlk olarak büyücü ile başladığımız oyunda aynı ilk oyundaki gibi bize diğer karakterlerle sırasıyla oynatarak bir araya getirmemizi sağlıyor. Ve ana görevler başladıktan sonra istediğimizi değiştirip oynayabiliyoruz.

Her karakterin kendine özgü yetenekleri var. Zaten ilk oyunu oynayanlar ne dediğimi anlayacaklardır. Burada da bir değişiklik yok. Yine ilk oyundaki gibi aldığımız deneyim puanlarıyla her karakterin kendine özgü olan yeteneklerine puan vererek bazı geliştirmeler yapabiliyoruz. Mesela, büyücü ile başta bir sandık yapabiliyorken bütün geliştirmeler sonucunda 3 tane sandık hatta yatay bir satıh bile yapabiliyoruz. İlk oyunda bazı limitler vardı bizi zorlayan büyücü ile büyü yaparken sağlık barımızın altında bir limiti çıkıyordu mesela yine aynı şekilde yanlış hatırlamıyorsam okçu kızımızın ok sayısı sınırlıydı. Sağdan soldan bularak geçiniyorduk. Bu oyunda o limitleri kaldırmışlar, çokta iyi olmuş bence. Yine ilk oyunda çok checkpoint noktası yoktu, bu oyunda sanki adım başı koymuşlar gibi geldi.

Trine 2’de yine ilk oyundaki gibi sizleri çok zorlamayacak olan bazı bulmacalarda var. Bunlar için biraz kafa yormanız yeterli olacaktır. Zira trine platform, macera oyunu olmasının yanı sıra aynı zamanda bir bulmaca oyunudur da. Belki sizi zaman zaman sıkacaktır ama biraz dişinizi sıkıp kafa yorarsanız inanın bulmacaları çözüp büyük keyif alabileceksiniz. Oyunumuzda 13 dolu dolu oynayabileceğiniz birbirinden zevkli tur var arkadaşlar. Ben genelde kontrol ederim ama bu sefer bakmadım, gamepad ile oynanıyor mu hiçbir fikrim yok arkadaşlar.


Sonuç olarak ilk oyundan pek farkı olmayan bir grafik yapısına sahip olan trine 2’ de senaryoda pek iç açıcı değilse bile yine kaliteli ve kulağınızda hep yankılanacak hoş müzikleri sayesinde sizi içine almasını bilecek bir oyun diyebilirim. Çevre ve karakter modellemeleri ilk oyundaki gibi harika diyebilirim. Fakat oyun yenili konusunda pek bir şey vaat etmiyor, sadece multiplayer eklenmiş. Ben pek oyunlarda önemsemediğim için görmezden geldim doğrusu. Benim en çok istediğim yeniliklerden biri ise 3 karakterimizin yanına 1 veya 2 karakter daha eklenmiş olmasıydı. Ama ne yazık ki oda yok. Oynanabilirlik çok zor değil zaten ilk oyunu oynayanlar 2.oyunu hayli hayli oynarlar. Zira bu oyun ilk oyuna nazaran daha kolaylaştırılmış, ya da bana öyle geldi bilmiyorum artık orasına siz kara verirsiniz. Çeşitlilik için ilk oyundan öteye gittiğini söyleyemeyiz ama extralar konusunda fena değil turlarda bulduğunuz gizli sandıklar filan var, ayrıca karakterlerin resimlerini açabiliyorsunuz. Neyse sonuç olarak çok büyük boyutlu olmayan bence en harika grafiklere sahip olan platform macera oyunu olan trine 2 hepinize tavsiye ediyorum arkadaşlar. Hepinize iyi oyunlar.











28 Ocak 2016 Perşembe

Streets of Rage Remake v5 inceleme (retro arcade game)

Çoğunluğumuz çocukken değişik değişik konsollarda oyunlar oynamışızdır. Atari salonlarından artık sıkılıp evimizde canımız ne zaman isterse oynayabileceğimiz, keyfimiz ne zaman isterse açıp ne zaman isterse kapatabileceğimiz konsollar bizim için çok önemli rol teşkil etmiştir. Sıra beklemek yok. Jeton derdi filan yok, oh ne ala memleket. Gel keyfim gel. İlk başlarda grafikleri çok iyi olmayan oyunları oynuyorduk teknolojinin ilerlemesiyle beraber daha kaliteli konsollarda oyunlar oynamaya başladık.

İşte o konsollardan biri belki de dönüm noktası olan ve çoğumuzun akıllarında yer eden oyunları oynayabildiğimiz sega idi. Street fighter’dan tutunda sunset rider’a marvel vs capcom’dan mortal kombat’a kadar birçok atari salonu oyununu oynayabilmiştik. Belki de en çok sevdiğimiz ve arkadaşlarımızla beraber oynamaktan zevk aldığımız en iyi ilerlemeli dövüş oyunlarından biri ise hiç şüphesiz streets of rage’di.

Tabii işimiz sega’da da zordu, zira belki jeton atmıyorduk ama oyunu kayıt da edemiyorduk ne yazık ki. Onun için continue’lar bizim için çok değerliydi. Her neyse kısa bir açıklamadan sonra gelelim incelememize, streets of rage remake v5 sakın buradaki remake’e fazla takılmayın zira bu grafik anlamında bir yenileme değil. Sadece pc için 3 streets of rage oyununun birleştirilmiş ve birçok extra eklenmiş hali diyebiliriz. Oyunu tek kişi oynayabilmemizin yanı sıra istersek arkadaşımızla takım olabiliyoruz. Eğer iki kişi oynamak isterseniz ve arkadaşınız veya kardeşiniz filan yoksa yardımınıza cpu friend yetişiyor bu mod sayesinde bilgisayar size yardım ediyor ona istediğiniz karakteri verip nasıl davranması gerektiğini bile siz seçiyorsunuz.

Oyunu isterseniz klavye ile isterseniz gamepad ile oynayabiliyorsunuz. Oyunda değişik bölgelerden oyuna başlayabiliyoruz. Ve belli bir bölümden sonra seçim üzerine değişik bölümlerden devam edebiliyoruz. Yine yumruk zıplama gibi tuşlar aynı iken diğer karakteri yakalama ve vurma gibi şeyleri burada da etkin hale getirmişler. Bazen düşmana saldırıyorum diye arkadaşımızı pataklayabiliyoruz. Klasikleşen polis ekibi yardımını da bu oyunda yapabiliyoruz. Oyunda dolu dolu 8 bölüm oynuyoruz ve yine bölüm sonlarında bosslarla savaşıyoruz.

Oyunda en sevdiğim ve herhalde remake olmasının sebebi olan shop’tan birçok şey satın alabiliyoruz. Ama bunun için turlarda epey bir para toplamanız gerekiyor. Turlarda karşımıza gelen bazı karakterleri satın alıp açarak turlarda kullanabiliyoruz. Hile satın alarak turlarda istediğimiz gibi kullanabiliyoruz. Ve bazı extra şeylerde satın alabiliyoruz oyun bitişleri vs. extra modda ise battle,survivor, boss rush, event ve volleyball gibi değişik modlarıda oynayabiliyorsunuz. Volleyball bir şeye benzemiyor onun için çokta şey yapmayın. Önemsemeyin yani.


Sonuç olarak şimdiye kadar eğer hiç streets of rage oynamadıysanız veya benim gibi sadece ilk oyununu oynayıp bitirdiyseniz işte size tam fırsatı.  3 oyunun paket yapılıp bir dünya yenilik eklenmiş ama grafikleri aynı halinde pc’nizde oynamak istiyorsanız streets of rage remake v5’i sizlere kesinlikle tavsiye ederim. Oyunu indirmek isteyen arkadaşlar tarayıcınıza adını yazın zaten kolay bir şekilde indirebilirsiniz. Boyutu da çok büyük değil ayrıca oyun kurulu halde onun için pek zahmet çekmeden oyunu oynayabilirsiniz. Hepinize iyi oyunlar.






27 Ocak 2016 Çarşamba

Metal Slug Super Vehicle-001 inceleme (retro arcade game)

Yıllar evvel en çok sevdiğim şeylerden biri arkadaşlarımla atari salonuna gidip oyun oynamaktı. Bu süre zarfında birçok oyun keşfettim, oynadım ve bitirdim. Bunun yanı sıra oynayıp bitiremediğim veya hiç jeton harcamak istemediğim bazı oyunlar da olmuştu. İşte o oyunlardan biri grafikleri 2 boyutlu olan fakat bizim en çok sevdiğimiz tarzda olan, yani 2 kişilik oynayabildiğimiz metal slug’dı. İlk başlarda bana çok komik gelen bu oyunu atari salonunda ne kadar oynasak ta bitirememiştik. Ha istesek bitirir miydik belki kaldığımız yerden jetonlarımıza kıyıp devam edebilirdik ama o zamanlar bir jeton bizim için çok değerliydi. Başka oyunlar oynayıp eğlenmek istiyorduk. Zaten bir jeton daha harcayıp 2 kişi bile oynasak ta oyunu bitiremeyeceğimizi biliyorduk. 

Bana ilk bakışta yönettiğimiz 2 karakterimiz olan marco ve tarma’nın kafasındakilerin bere olduğunu sanmıştım. İnanın bana bunu çok samimi olarak söylüyorum. Hani askerler gibi ya bordo, yeşil bereli filan olduklarını sanmıştım. Meğerse gerçek öyle değilmiş, kafalarındaki saçlarıymış. Evet, her neyse oyuna gelelim. Metal slug eski tarza sadık kalan ve 2 boyutlu oyunlardan pek vazgeçmeyen snk’nın 96 yılında karşımıza çıkardığı bir oyun. İsteseler 3 boyutlu da çıkarabilirlerdi, yıllar sonra 2006 yılında 10. Yıl şerefine 3 boyutlu bir oyun piyasaya sürdüler. Zaman içinde birçok oyunu çıkan metal slug’ın belki de en çok sevilen oyunu ilki olmuştur.

Metal slug ne? Diye soran arkadaşlar olabilir; metal slug turlarda bindikleri sevimli savaş tanklarının adı slug böcek anlamında aslında yani metal böcek. Tank ’tan bahsetmişken ilk oyunda sadece tank kullanabiliyoruz. Ama sonraki oyunlarda başka araçlar kullanabiliyoruz. Aynı şey karakterler içinde geçerli ilk oyunda sadece marco ve tarma varken sonraki oyunlarda yeni karakterler ekleniyor. Benim incelemesini yaptığım ise yine pc için çıkmış olan özel bir sürüm, isterseniz çözünürlük ayarlayıp istediğiniz turu oynayabileceğiniz bir sürümü.

Metal slug’ı isterseniz winkawaks emülatörü ile de oynayabilirsiniz. İster gamepad ile isterseniz arkadaşlarınızla rahat rahat oynayabilirsiniz. Oh ne güzel jeton derdi yok sıra derdi yok. Yıllar evvel atari salonunda bitiremediğim içimde kalan oyunlardan biri olan metal slug’ın ilk oyununu da böylece bitirmiş oldum. Oyunun boyutu da çok küçük arkadaşlar zaten adı duyulmamış bir oyun değil. 2 boyutlu ve silahlı olup ta bence en eğlenceli ve komik oyunlardan biri olan meta slug süper vehicle-001 oyununu eğer oynamadıysanız sizlere kesinlikle tavsiye ediyorum arkadaşlar. Hepinize iyi oyunlar. 






26 Ocak 2016 Salı

Oxenfree ön inceleme (pc)

Yine bir bağımsız stüdyonun deneysel yapımı ile karşınızdayım. Bugün değişik bir macera oyununun ön incelemesini yapacağız. Oyunumuzun adı oxenfree, bir grup gencin bir adaya yaptıkları gezi sonrasında başlarından geçen tuhaf olayları konu alan oyunumuzda bol diyalog ve ağır işleyen bir kurgu mevcut. İlk başta size karakterler yokmuş gibi gelebilir zira yönettiğimiz karakter dahil bütün görüp görebileceğimiz karakterle adeta minyatür gibi.

Bazı bazı karakterlere yakınlaşan kamera açısı ile karakterlimizi daha net görebilme şansına erişebiliyoruz. Oyun ilk başta bayağı gevezelik derecesinde yapılan diyaloglarla başlıyor. Bizim yönettiğimiz karakterimizin ise tepesinde beliren baloncuk seçenekleriyle beraber istediğiniz cevabı verebiliyorsunuz. Bu bağlamda İngilizcesi zayıf olan arkadaşlar ne yazık ki zorlanacaklardır. İnşallah ileride Türkçe yaması çıkar diyelim.

Yönlendirme ise w,a,s ve tuşu ile yani bazı arkadaşlar tıkla-ilerle oyunu sanabilirler, ne yazık ki öyle değil. Oyunun kamera açısı demin bahsettiğim gibi karakterlerimizin küçük görünmesine sebep olan bir kamera açısı olan 2,5 boyutlu bir kamera açısı. Aslında bazı bu tür kamera açılarında karakterler daha büyük olabiliyor ama bu oyunda yapımcılar böyle bir tercih yapmışlar. Ben ön incelemesini yaptığım müddetçe herhangi zor bir bulmaca tarzı bir şeyle karşılaşmadım. Sadece mağara gibi bir yerin ağzında radyo frekanslarıyla mağarada oluşan tuhaf bir ışık huzmesine sebebiyet verdiğimi hatırlıyorum o kadar.

Girdiğiniz her ortamda bazı üzerinde yuvarlak sembol olan objelerle etkileşime girebiliyorsunuz. Bu ya bir taş olabiliyor ya da bir kola. İleri de daha değişik objeler alıp bunlarla değişik bulmacalar veya kombinasyonlar yapabiliriz diye düşünüyorum. Genelde oyunların gamepad ile oynanıp oynanmadığını kontrol ederim fakat bu oyunun etmedim. Net olarak ta oynanıp oynanmadığını bilmiyorum arkadaşlar ama oynamak isteyen arkadaşlar deneyebilirler.


Sonuç olarak çok büyük boyutlu olmayan ve çok türüne rast gelmediğimiz bol diyalog ve macera seven arkadaşlarımıza bu grafikleri kaliteli gizem dolu aynı zamanda yer yer korku öğeleriyle karşılaşacağımız oxenfree’yi sizlere tavsiye ederim. Bu yaptığım ön incelemede tam olarak oyunun ne olduğu konusunda net bir fikre sahip olamadım. Bu tarz oyunlar tam bir kapalı kutudur, iyi de çıkabilirler çok sıkıcı kötü oyunda olabilirler onun için oyunu bitirdikten sonra tam incelemede esas notunu verebiliriz arkadaşlar. Hepinize iyi oyunlar. 







19 Ocak 2016 Salı

Big Action Mega Fight ön inceleme (PC)

Son yıllarda artan mobil işletim sistemleriyle beraber ortaya çıkan birçok bağımsız oyun stüdyosu oldu. Bu oyunlar genelde küçük boyutlu ve eğlencelik diye tabir ettiğimiz grafikleri çok üst seviye olmayan ama bizlere güzel vakit geçirtecek yapımlardı. Belki de bu sektörün ilerlemişin başını angry birds çekiyor desek yanlış söylememiş oluruz sanırım.

Bugün de ön incelemesini yapacağımız oyun aslında ilk olarak mobil platformlara çıkmış olan ve sonrasında birçok oyunda olduğu gibi PC’ye de çıkan ilerlemeli dövüş oyunu big action mega fight. Oyunumuz bir pc oyunu için oldukça küçük boyutlu, ama küçük boyutlu olmasına nazaran grafikleri çok çok iyi diyebiliriz. Hikâyesi ise yönettiğimiz karakterimizin bir arkadaşını döverek kaçırmalarıyla ve çalıştıkları jimnastik salonuna bir mesaj bırakmalarıyla başlıyor. Ve karakterimiz arkadaşını kurtarmak için hemen kollarını sıvıyor ve bu sokak çetesini alt etmek için peşlerine düşüyor.

Oyunda gamepad ile oynama yok arkadaşlar ben denedim olmadı. Klavye tuşları ise çok basit, zaten size oyunun başında training bazında ufak bir eğitim veriliyor. I,j,k ve l tuşlarını kullanarak dövüşebiliyoruz. Turlar kısa tutulmuş ama bir dünya oynayabiliyoruz. Ama yine de turlar biraz daha uzun olabilirdi. Patakladığımız düşmanlarımızdan çıkan paralarla turları geçtiğimizde bazı geliştirmeler yapabiliyoruz. Karakterimizin gücünü, sağlığını yükseltebiliyoruz. Ayrıca özel saldırılarda satın alıp kullanabiliyoruz.

Gerekli geliştirmeleri yaptıktan sonra oyunumuza tekrar devam edebiliyoruz. Karşımıza çıkan haritada turları seçip ilerleyebiliyoruz. Turlarda eğer iyi oynarsanız 3 yıldız alabiliyorsunuz, alamasanız da çok önemli değil zira tekrardan o turları oynayabilme şansınız var. Sanırım 2 kişi de oynayabiliyoruz çünkü baştaki özette karakterimizin yanında bir de kız dövüşçü var eğer 2 kişilik oynarsak onu da kullanabiliyoruz. Ama ben denemedim ne yalan söyleyeyim.


Küçük boyutlu olmasına nazaran kaliteli grafikleri çok sıkmayan basit oynanışı ve yerinde olan geliştirmeleri ile oyunun müzikleri güzel olmuş. Bana 90’lı yıllarda atari salonlarında oynadığım ilerlemeli arcade dövüş oyunlarını hatırlattı. Bu oyunda da o Retro arcade havası var, müzikleri fena değil. Tek eksiği turların kısa olması onun haricinde pek eksiği yok gibi. Acaba ilk turlarda göremedim ama ileriki turlarda boss niteliğinde düşmanlarla savaşabiliyor muyuz? Bunu ancak oyunu bitirdikten sonra görebiliriz. Neyse arkadaşlar eğlenceli vakit geçirmek istiyorsanız big action mega fight oyununu sizlere tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar.







16 Ocak 2016 Cumartesi

Princess Kaguya Legend of The Moon Warrior ön inceleme (pc)

Herkesin kendine göre hobileri ve merak ettikleri vardır. Mesela tarih, kültürel yapı, sanat vb. bunların yanı sıra benim de çok merak ettiğim ve içinde olan film, dizi ve oyunları oynadığım ‘’mitoloji’’. En çok bildiklerimiz yunan ve mısır mitolojileridir, fakat bir o kadar etkileyici ve merak uyandıran bir diğer mitoloji ise japon mitolojisidir. Tuhaf şekilleri olan yaratıklar oni denilen iblisler, uçan garip korkunç kuşlar filan. Yunan mitolojisinden tabii ki en iyi örnek god of war. Japon mitolojisinden en iyi örnekler görebileceğiniz oyun ise benim ps2’de ki en iyi oyun olarak nitelendirdiğim okami. Okami’nin yanı sıra pc’de oynayabileceğiniz grafikleri karton tarzı ve okami’de de olan bir karakter olan princess kaguya legend of the moon warrior oyunu.

Çok büyük boyutlu olmayan ve 2,5 boyulu olan oyunumuzda prenses kaguya’yı yönetiyoruz. İkiz kardeşi olan sakuya’yı (okami’de bize yardım edip yol gösteren ana karakterlerden bir tanesi) kötü iblisler ele geçirip kaçırıyor, daha sonra bizde kardeşini kurtarması için prenses kaguya’ya yardım ediyoruz. Oyunda kaguya’nın elindeki tuhaf silahı ile vurarak yaratıkları halledebiliyoruz. Bunun yanı sıra yay kullanarak düşmanlarımıza uzaktan saldırılar gerçekleştirebiliyoruz. Lakin yay’ın sanki fps oyunlarındaki ağır makineliyi durmadan kullanınca çok ısınır ateş edemeyiz ya işte aynı o misal bir zaman sonra ok atamıyorsunuz. Yani belli bir limit var o limit dolduğunda ok atamıyorsunuz, tekrardan limitin boşalmasını beklemek zorundayız.

Oyuna girdiğinizde size resimler halinde tutorial gösterilecek ama oynayarak daha iyi öğrenebilirsiniz. Ekranın boş kısmında deneyerek en iyisi. Zaten yönlendirme tuşlarına bir zaman sonra alışırsınız zira koruma, tekme ve zıplama gibi çoğu aksiyon, dövüş oyunlarında olan tuş kombinasyonları mevcut. Değişik seriler yaparak düşmanları alt edebilirsiniz, bunun yanı sıra sağlık limitinizin altında bulunan mavi alev simgesi olan özel gücünüz dolduğu zaman kullanarak yaratıkları daha rahat yok edebilirsiniz. Eğer elinizde yay varken özel güç kullanırsanız yan yana dizili halde çıkan okçu tavşanlar(herhalde tavşandırlar diye tahmin ediyorum) seri şekilde düşmanları ok yağmuruna tutuyorlar. Eğer diğer toplu tokma gibi olan silahı varsa olduğu yerde şimşek çaktırıyor.

Turların sonlarında aynı arcade oyunlardaki gibi boss niteliğinde güçlü yaratıklar geliyor ve onlarla savaşıyoruz. Çok zorlu değil turlarda checkponit filan yok eğer ölürseniz baştan başlıyorsunuz. Ama çokta endişelenmeyin zira turlarda bol bol sağlığınızı artıracak şeyler bulabiliyorsunuz. Oyunda güç geliştirme veya silah geliştirme gibi satın alma, açma gibi şeyler yok, daha sade ve düz mantıkla ilerleyebiliyoruz. Oyunu 2 kişi oynayabiliyor muyuz tam anlayamadım zira herhangi bir seçim ibaresine rastlamadım. Fakat oyunun ana menüsünde yer alan hemen new game’in altında olan soru işareti var onun ne olduğuyla alakalı bir fikrim yok. Herhalde değişik bir mod veya galeri filan olabilir veya 2 kişilik modda olabilir. eğer isterseniz oyunu gameped ile de oynayabilirsiniz. bir de ufak bir hatırlatma yapayım oyunu klavye ile oynayacaklar ilk başlarda zorlanacaklardır zira tuşlar çok ters, mesela oyuna start vermek için q tuşuna basmalısınız. diğer tuşları da deneyerek bulabilirsiniz.

Grafikleri ve çizimleri çok kaliteli olmuş, ayrıca müzikleri de oyunun ana yapısına uyuyor. Oynanış çok zor değil hikâye namına pek bir şey beklemeyin orta derece bir senaryo diyebiliriz zira. Karakter modellemeleri güzel olmuş, bana okami’yi hatırlattı. Zaten japon tarihinde mitolojilerine ait bu tarz sanatsal çizimlere çok örnek görebilirsiniz. Sonuç olarak küçük boyutlu sanatsal temaya dayalı değişik bir aksiyon oyunu oynamak istiyorsanız princess kaguya leğen of the moon warrior’ı sizlere şiddetle tavsiye ediyorum. Hepinize iyi oyunlar arkadaşlar.



 





9 Ocak 2016 Cumartesi

Rescue Team 4 (mini game) inceleme (pc)

Son yıllarda teknolojinin ilerlemesi ile beraber artan akıllı telefon ve tabletlerdeki uygulamalar ve işletim sistemleriyle beraber birçok küçük boyutlu ve eğlencelik oyunda piyasaya sürüldü. Bu oyunlar genel olarak küçük boyutlu oynaması basit, kaliteli grafikleri olmayan ve sabit mekânlarda geçen oyunlardı. Bu oyunlara mini oyunlar deniyordu. Popüler olanların yanı sıra bağımsız oyun stüdyolarının ve sadece mobil platformlara oyun üreten yapımcılar için müthiş bir ekmek kapısı olmuştu.

Bugünde incelemesini yapacağımız hızlı ve eğlenceli bir oyun olan ve daha önceden 3.sünü incelediğimiz yapım olan rescue team 4. Yazımın başında mini oyun nedir diye şöyle bir hatırlatayım dedim, tabii ki mini oyunlar sadece mobil platformlar da oynanmıyor. Pc’mizde de istersek bu tarz oyunlardan bulmamız mümkün. İşte oyunlardan biri olan rescue team, adından da anlaşılacağı üzere kurtarma ekibi üyelerini yöneterek yerine göre insanları kurtarıp doğayla bir savaş içine giriyoruz. Bazen deprem olabiliyor bazen bir volkan işimizi zorlaştırabiliyor ve yolumuza alevli engeller çıkarabiliyor.

Yine önceki oyundaki gibi süreye karşı oynuyoruz. Yani zamanla yarışıyoruz, bize verilen belli süre zarfında görevlerimizi ifa ederek yıldız alabiliyoruz. Eğer bize verilen limitten önce görevleri yaparsak 3 yıldız alabiliyoruz. Eğer süremiz limiti geçerde görevleri tamamlarsak 2 yıldız, bütün süre tamamlanırsa ise 1 yıldız alıyoruz. Süre bittiğinde game over olmuyor arkadaşlar onun için içiniz rahat olsun stres yapmadan oynamak isteyen arkadaşlar, rahat rahat oynayabilirsiniz. Toplamda 63 dolu dolu tur oynayabiliyoruz. İlk başlarda kısa olabilir fakat sonradan turlar daha uzun ve zor olabiliyor.

Turlardan yine önceki oyunlardaki gibi binalar kurup yıkabiliyoruz. house, burger cafe,marangoz ve benzinlik gibi. Bu binaları isterseniz turlardaki duruma ve görevlere göre geliştirip yıkabiliyorsunuz. Yine yolumuza çıkan engelleri ekibimizdeki elemanlarla açarak ilerleyebiliyoruz. Ama bina kurarken dikkat edin zira bazen yanlış seçimler oyuna baştan başlamanıza sebep olabilir. Elemanlarımız yemek olmadan hiçbir işi yapmıyor mesela. Elinizdeki stoklarınızı ekranın sağ üst köşesine bakarak değerlendirip eksik olan neyse ona göre binalarınızı inşa edebilirsiniz. Görevleri de ekranın sağ üst köşesinden takip edebilirsiniz.

Yine eski oyunlarda olan polis ve itfaiyeciler bu oyunda da mevcut, yanan binaları veya bazı karşımıza çıkan alev almış barikatları itfaiyeciler sayesinde söndürebiliyoruz. Bazı turlarda ise binalarımıza giren veya yolumuzu kapatan suçluları polislerin sayesinde, onları yakalayarak açabiliyoruz. Ama bunları yapmak içinde bayağı bir paraya ihtiyaç duyabiliyoruz. Polis ve itfaiyecilerin yanı sıra doktorlar da var bazı turlarda yaralanan vatandaş ve elemanlarımızı doktorlarla iyileştirip kurtarabiliyoruz. hatta bazı bölümlerde ulaşamadığımız bölgelere helikopter yardımı ile ulaşıp kurtarma operasyonlarını yapabiliyoruz.

Sonuç olarak küçük boyutlu size güzel zaman geçirtebilecek grafikleri ilk oyuna nazaran daha kaliteli ama oynanış ve ilerleme açısından önceki oyunlarla pek farkındalık olmayan rescue team 4’ü sizlere tavsiye ediyorum. Oynadığınız zaman farkı göreceksiniz. Hepinize iyi oyunlar.







2 Ocak 2016 Cumartesi

Serious Sam hd The Second Encounter inceleme (pc nostalji)

Son yıllarda oyunlarda epey moda olan akımlardan biri olan remake yani yenileme bir nevi restorasyon diyebileceğimiz o eski kare kare görüntülerin yüksek çözünürlüğe devşirildiği yapımların karşımıza devamlı fırınlanıp çıktığı bir zamanda bazılarını oynadığımız bazılarını ise oynayamayıp bu yenilenmiş haliyle oynamaya fırsat bulduğumuz oyunlar olabiliyor. Aslında bunda ticari fırsat ön planda diyebiliriz.

Bugün de anlayacağınız üzere aslında eski bir oyun olan ve remake haliyle elden geçirilmiş olarak karşımıza çıkan oyun olan serious sam hd the second encounter’ı inceleyeceğiz. Çoğunuz oynamıştır, oynamadıysanız bile adını duymuşsunuzdur. Valla ne yalan söyleyeyim bende ilk defa oynadım, lakin ps2’de oynamayı kafaya koymuştum ama her nedense bir türlü oynayamamıştım. Yıllar sonra nasip oldu ve hd olanını oynama şansı buldum.

Oyunumuzun içeriğini anlatacak olursak kızgın, ciddi sam adındaki bir savaşçıyı yönetiyoruz ve tuhaf abuk sabuk yaratıklarla kıyasıya bir savaşa giriyoruz. Oyunumuz 3 bölümden oluşuyor fakat 3 bölüm olmasına aldanmayın zira her bölümün alt kısımları var ve her bir kısım epey uzun diyebiliriz. Turlara başladığımız zaman bıçak ve tabancamız oluyor fakat ilerledikçe birçok değişik silah bularak kullanabiliyoruz. Pompalı tüfekten tutunda roketatara, sniper’dan bomba atarlı silaha, lazer silahından koca bir topa kadar geniş bir yelpaze mevcut. En etkili olan silahlardan biri ise serious bomb bu bomba sayesinde o anda hangi düşmanlarınız varsa hepsini patlatıp yok edebiliyorsunuz.

Ayrıca benim favori silahım olan ve çoğu oyunda kullanabildiğimiz gutling gun’ı da unutmamak lazım. Yine sağdan soldan bulduğumuz armor ile sağlığımızı koruma altına alırken bazı gizli bölümlerdeki koca kalp simgesini bulduğumuzda sağlığımız normalin epey üstüne çıkarak bize avantaj sağlayabiliyor. Oyundaki yaratıklardan biraz bahsedecek olursak demin yazdığım gibi abuk sabuk, bazılarının kafası olmamasına rağmen üstünüze bağırarak deli gibi koştukları oluyor. Bazıları dev robotlar olabiliyor. En sinir bozucular ise üstüne büyük bir hızla saldıran öküz benzeri yaratıklar ve sizi hiç rahat bırakmayan iskeletorlar.

Oyunda eğer isterseniz third person oynayabilme şansınız da var. Klavyenizden h tuşuna bastığınızda sam’in boyunu posunu görerek oynayabilirsiniz. Oyun çok zevkli ve eğlendirici olmasına rağmen yaratıkların saldırılarını biraz abartmışlar bence. Oyuncuyu daha rahat oynayabileceği bir ortam sunmalılardı ve belli bir dengeyi tutturmalılardı diye düşünüyorum. Onun için devamlı f6 tuşuyla sık sık save yapmanızı da tavsiye ederim. Zira oyunda sadece turları geçince save yapıyor.  Bir de isterseniz tab tuşuna basarak geliştirici hilelerini devreye sokarak düşmanlarınızı daha rahat bertaraf edebilirsiniz. Oyunun video incelemesinde daha detaylı bilgi alabilirsiniz.

Grafikleri yenilenmiş haliyle serious sam çok kaliteli bir görünüme bürünmüş diyebiliriz. Hikâye ise pek düşünmeye değer olmayan sadece önünüze gelen yaratıkları yok edeceğiniz bir oyun onun için senaryo filan boş verin gitsin. Hasar modellemeleri fena değil yıkılan yapılar filan olmasa da yaratıkların parçalanması ve ağaçların devrilmesi filan güzel olmuş. müzikler gerçekten oyunun namına yakışır cinsten seçilmiş, oynayanı gaza getirmeyi iyi biliyor. Oyunda yapay zekâ diye bir şey yok. Devamlı manyak bir şekilde üstünüze saldırıyorlar. Zaten oyunun amacı o benim anladığım kadarıyla. Size boşluk bırakmadan durmaksızın aksiyon ve bunalım. Oynanabilirlik çok kolay değil ama az önce belirttiğim gibi hileleri devreye sokarsanız işiniz rahatlar ve kolayca oynayabilirsiniz. Bana quake 2 ve duke nuken karışımı daha doğrusu harmanlanmış hali gibi gelen serious sam hd the second encounter aksiyonu bol ve hızlı fps oyun severler için vaz geçilmezlerden biri olacaktır. Sakın eski diye aldanmayın eskisini oynadıysanız bile bence tekrar oynayıp bir deneyin derim. Hepinize iyi oyunlar arkadaşlar.












Yeni yayınları kaçırma!