English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
Twitter Bird Gadget
slideshow

Men of War inceleme (pc nostalji)

Mükemmel bir 2.Dünya savaşı simülasyon, strateji oyunu.

slideshow

Prototype inceleme (pc nostalji)

Aksiyonu dibine kadar yaşayabileceğiniz harika bir oyun.

slideshow

Ninja Cats vs Samurai Dogs inceleme

Kedi köpek kavgalarını değişik boyutta yaşayacağınız farklı bir yapım

slideshow

Senran Kagura Shinovi versus Ön inceleme

Seksi anime dövüşçüleriyle oynamaya hazır olun.

slideshow

Armikrog ön inceleme

Stop-motion ile hayata geçirilmiş süper bir macera oyunu.

slideshow

E.T Armies ön inceleme

Killzone benzeri harika bir fps oyunu.

slideshow

2016 Yılı Güncel Tıkla İlerle Macera Oyunları Listesi (güncellendi)

Macera oyunlarını sevenler için hazırladığım geniş çaplı bir liste

slideshow

Sunset Riders inceleme ( retro arcade game)

Atari salonlarının vazgeçilmez arcade kovboy oyunu.

slideshow

Youtube kanalıma abone olmayı unutmayınız

oyun inceleme,ön inceleme,nostalji,retro ve daha birçok video incelemeyi kanalımda bulabilirsiniz.

bulmaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bulmaca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2016 Salı

Duke Grabovski Mighty Swashbuckler ön inceleme

En çok oynadığım, sevdiğim ve ön incelemelerini yaptığım oyun tarzı sanırım point&click adventure games. Yani tıkla ilerle macera oyunları, neden olduğunu sizlere kısaca anlatayım. Bu tarz oyunlarda çoğunluğunda bulmaca olur ve bu bulmacaları çözerek ilerleyebiliriz. Benim de küçüklüğümden beri en çok hoşlandığım şeylerin başında puzzle’lar ve türlü türlü bulmacalar var. Yine bu tarz oyunlarda sabır ve orta derece de olsa İngilizce gerektiriyor. Bende küçüklüğümden beri çok sabırlı biri olmuşumdur, ayrıca İngilizce ‘ye olan merakımın da bu oyunların büyük payı vardır. Neden mi? Zira bu tarz oyunlar da bol diyalog olduğu için. Bu sayede birçok kelime öğrendiğimi ve İngilizce mi bu sayede ilerlettiğimi söyleyebilirim.

Evet, uzunca bir açıklamadan sonra başlangıçtan anlayacağınız üzere bugün yine çok eğlenceli ve bir o kadar da komik Daha önceden de bu tarza benzerliği ile göze çarpan Jack keane’nin incelemesini yapmıştık. Oyunumuzun adı Duke Grabovski Mighty Swashbuckler. Bayağı uzunca ve akılda pek kalmayacak olan bu tuhaf isimli oyun da diğer tıkla ilerle oyunlarındaki mekaniklerle bire bir diyebiliriz. Bir korsan gemisinde tayfa olarak çalışan duke ve diğer arkadaşları bir adaya demir atarlar ve o adada duke başına gelen tuhaf ve bir o kadar da saçma olaylar silsilesi ile karşı karşıya gelir. Geldiğimiz tuhaf adada hemen incelemelerimize başlayabiliriz. Bu tarz oyunlar bildiğiniz üzere Mouse tıklamasıyla oynanan oyunlar olduğu için karakterimizi imleci istediğiniz yere getirip tıklamanız yeterli.

Öncelikle girdiğiniz her mekânda işinizin kolay olması için tab tuşuna basın derim, bununla beraber olduğunuz yerdeki etkileşime girebileceğiniz veya tanıtabileceğiniz objeleri otomatikman görebiliyorsunuz. Bu objeleri veya diyaloğa gireceğiniz kişiler de olabilir Mouse tıklamasıyla karşınıza üç seçenek çıkıyor tanıt, konuş ve al bunları sırasıyla yapabilirsiniz arkadaşlar. Daha önceden bu tarz oyunlar oynadıysanız eğer işte ne bileyim Broken Sword, Syberia, Monkey İsland, Secret Files gibi bu oyunu da oynamakta o kadar zorlanmazsınız. Oyunun ilerisi nasıldır bilmiyorum bulmacaları çok zor mudur? Diyaloglar uzun ve sıkıcı mıdır? Bunları şimdi tahmin etmek çok zor. İleri de oyunun tamamını oynayıp bitirdikten sonra her oyunda olduğu gibi detaylı bir inceleme yaparız arkadaşlar. Evet, Duke Grabovski Mighty Swashbuckler’la ilgili sizlere aktaracakların şimdilik bu kadar ileri de canlı yayınlarını da inşallah yaparız, şu anda sadece Karekareoyun facebook sayfasında canlı yayın yapıyorum. Ama ileride youtube kanalımda ve twitch sayfamda da canlı yayınlara başlayacağım. İşte o zaman bu oyunun da yayınını yaparız. Hepinize iyi oyunlar.


Duke Grabovski Mighty SwashbucklerDuke Grabovski Mighty Swashbuckler



30 Ağustos 2016 Salı

Jack Keane inceleme (pc nostalji)

İlk olarak ps2’de oynadığım bir oyun türü olan tıkla ilerle macera oyunlarını bugün de büyük keyif ve istekle oynamaya ve incelemeye devam ediyorum. İlk oynadığım oyun ise Broken Sword Shadow of the Templars’dı. Daha sonradan bir dünya bu türde oyun oynadım inceleme ve ön incelemelerini yaptım. Mesela Syberia’da aklımda yer etmiş bir diğer oyundu. Bu tarz oyunlarda genelde diyaloglar ön planda olurken çoğunda bulmaca ve etraftaki objeleri kullanma ve birleştirme gibi özellikler olur. Bu oyunlarda karakterler Mouse hareketiyle yönlendirilirken yön tuşları bir işimize yaramaz. Sağdaki soldaki şeyleri inceleyip girdiğimiz mekânlarda belli yerlere giderek ve diyaloglar yaparak karşımıza çıkan bulmacaları da çözerek ilerleyebildiğimiz oyunlardır tıkla ilerle macera oyunları. Ben bu tarz oyunlara diyaloglara dayalı bulmaca oyunları da derim.

Tıkla ilerle oyunları bazı oyun sever arkadaşları sıkabilir lakin bu tarz oyunların çoğunda komedi ile harmanlanmış senaryolara denk gelebilirsiniz. Bu sayede oyun daha eğlenceli ve bir o kadar da zevkli bir hal alır. Bugünde nostalji babında incelemesini yapacağımız oyun eğlenceli, komik ve sempatik yönettiğimiz kahramanımızla aynı adı taşıyan Jack Keane. Oyunun kısaca hikâyesine dem vurarak incelememize başlayalım. Jack iki belalı dostunun elinden bir şekilde kurtulmaya çalışır tabii onlardan kurtulmasına biz yardımcı oluyoruz. Daha sonrasında kaptanı olduğu gemisi ile birlikte oradan kaçar. Kaçtıkları yerde bir kraliyet ajanı ile yolları kesişir ve ona tooth island’da verilen bir görevi yapması için yardım etmesini ve onu oraya getirmesini ister. İlk başta jack’in ilgisini çekmese de tooth island adını duyunca ilgisini çeker zira jack’in geçmişiyle ve ailesiyle olan bazı gerçeklerin yaşandığı bu adaya gitmeye ve bazı gerçekleri öğrenmeye karar verir. Bu Onun için tam piyango diyebiliriz.

Daha sonra bir de orada tanıştıkları Amanda( oyunda jack’ten sonra yönettiğimiz 2. Karakter)  adındaki sarışın güzel ile de yolları kesişir ve oda her ne hikmetse tooth island’a gitmektedir. İşte her şey bundan sonra başlar ve maceranın içine bir anda balıklama dalmış oluruz. Gerisini oyunda görürsünüz arkadaşlar ben kabaca geçtim fazla detaylara girmedim. Oyunda yine karakterimizi diğer tıkla ilerle oyunlarında olduğu gibi Mouse ile yönlendiriyoruz. Yani yine yön tuşları bir işe yaramıyor. Bol bol diyalog var yine arkadaşlar. Girdiğimiz hemen her mekanda etkileşime girilebilecek objeler mevcut. Kimi zaman bu objelere bir şey kullanabilirken kimi zamanda sadece tanıtabiliyoruz. Ayrıca elimizdeki objeleri de kombine yapabiliyoruz.

Benim tıkla ilerle oyunlarında en çok altını çizdiğim şeylerden biri ise girdiğimiz mekânlarda hangi objelerle etkileşime gireceğimiz hususunda oluyordu. Yazımın başında sizlere bahsettim Broken Sword ve Syberia’da da böyle zorluklar vardı. Bazen çok küçük ekranın hiç ummadığınız bir köşesinde bulunan bir objenin sizin işinize yarayıp oyunda ilerleyebileceğinizi düşünsenize. Eğer bulamazsanız yandınız zira bu tarz oyunlarda yapılması gereken bellidir ve genelde tek çözüm yolu üzerinden ilerlenebildiği için bazen işimiz çıkmaza girebiliyordu. Daha sonradan oynadığım ve bu tarz yaptığım incelemelerin çoğunda değindiğim secret files oyunundaki ‘’search scene’’ adlı bize girdiğimiz her mekândaki ekileşime gireceğimiz objeleri gösteren bir tuş vardı. Bu sayede işimiz kolaylaşıyor ve çileden çıkmıyorduk. Ne yazık ki Jack Keane’de böyle yardımcı bir tuş yok, dolayısıyla işimiz olduğundan biraz daha zor olabiliyor. Eğer olsaydı inanın bana harika olabilirdi.

Yine önceden incelediğim 2002 yapımı Runaway oyununda da mesela böyle bir sistem yoktu fakat o 2002 yapımı idi. Jack Keane ise 2008 yapımı arkadaşlar. Daha sonradan birçok oyunda bu özelliği gördüm ya boşluk tuşuna ya da tab tuşuna bastığınızda alacağınız veya etkileşime geçilecek objeleri sizlere gösteriliyordu. Oyunda toplam olarak 13 dolu dolu zevkli bölüm oynuyoruz. Fakat oyun bittiğinde bu bölümler açılmıyor o zaman ne anladım ben oyunun bölüm bölüm olmasından. Bulmacalara biraz değinmek gerekirse çok abartılı olmamış yani objelere dayalı bulmaca sistemi çoğunlukta. Öyle sizlere beyin jimnastiği yaptıracak şekilde zor puzzle’lar yok arkadaşlar merak etmeyin.

Grafikler bakımından yılına göre değerlendirecek olursak bile kaliteli olduğu söyleyemeyiz. Fakat hikâye olarak çok sağlam ve sürükleyici bir yapıya sahip olduğunu söyleyebilirim. Müzik ve sesler bu tarz oyunlarda büyük önem taşır, bu oyunda da çok kaliteli müzikler ve seslendirmeler göze çarpıyor. Oynanabilirlik ilk defa bu tarz bir tıkla ilerle oyunu oynuyorsanız işiniz zor diyebilirim ama önceden oynadıysanız sizin için çocuk oyuncağı olur. Çok takılabileceğiniz yer olacağını düşünmüyorum zira ben son bölümlere kadar takılmadım ama sonlarda zorlandığım oldu açık konuşmak gerekirse. Ama takılıpta sıkıldığınız bölüm olursa tam çözümüne bakıp ilerleyebilirsiniz. Ama tavsiyem bunu alışkanlık haline getirip zırt bırt bakmayın o zaman oyunun bir zevki kalmaz. Sonuç olarak eski de olsa eğelnceli, komik bir tıkla ilerle, macera oyunu oynamak istiyorsanız Jack Keane’i denemeden geçmeyin derim. İyi oyunlar dostlar.


Jack KeaneJack Keane

Jack Keane Jack Keane

Jack Keane Jack Keane

Jack Keane Jack Keane

Jack Keane Jack Keane



14 Mayıs 2016 Cumartesi

The Beggar's Ride ön inceleme (pc)

Son yıllarda dikkat ettim de mobil platformdaki oyunlar diğer konsollara çıkan oyunlara nazaran sanki daha atılım içindeymiş gibi geliyorlar bana. Bu akımı en başta körüklyen oyunlardan biri hiç kuşkusuz angry bird idi, ilk çıktığında sıradan sade bir sapanla kızgın kuşları fırlattığımız bu oyun zamanla hiç beklenmedik şekilde nam salarak popüler oldu ve akabinde tüm dünyada fenomen haline geldi. Bu gelişme haliyle bağımsız oyun yapımcılarına ilham kaynağı oldu ve onlarda sıfırdan bir şeyler yaparak bu işin üstesinden nasıl gelebileceklerini ve yılmadan kaliteli oyunlar yapabileceklerini görmüş oldular.

Bugün sizlere ön incelemesini yapacağım oyunda bağımsız bir stüdyo oyunu olan ve android ve ios işletim sistemine çıkmış akabinde pc’ye gelen ‘’ The Beggar’s Ride’’. Oyunumuzda bir dilenciyi yönetiyoruz, evet yanlış görmediniz dilenciyi yönetiyoruz. Ama bu öyle bildiğiniz sıradan bir dilenci değil bazı güçleri olan adeta hint fakirleri denilen ve yılanlara dans ettirebilen veya havada uçan dilencilere benzer bir dilenci. Oyunumuzun türü ise platform, macera ve puzzle diyebiliriz. Side scrolling diye tabir edilen yani bizim eskiden yandan göstermeli oyun dediğimiz 2,5 boyutlu grafiklere sahip oyunumuzda bazı güçlere sahip olan aksakallı tontiş biraz Noel babayı andıran dilenci dedemizi kontrol ediyoruz.

Benim demin dilenci dede filan dediğime bakmayın zira oyunda çok iyi zıplayabiliyor ve yetişemediği yerde tutunuyor. Yani adeta genç oyun karakterlerine taş çıkartıyor. Şaka bir yana karşımıza çıkan engelleri aşmak için zıplayıp hoplarken belli sayıda olan tam olarak ne işe yaradığını bilmediğim altın diye tabir edeceğim şeyleri topluyoruz. Fakat oyunda ilerlerken bazı yerleri öyle kolay geçemiyoruz. İşte bu gibi yerlerde puzzle’lar devreye giriyor, bu yerlerde karakterimizin gücü olan bir maske var onu kullanarak değişik şeyler yapabiliyoruz. Örnek vermek gerekirse tepemizde olan bazı bulutları birleştirerek yağmur yağdırabiliyoruz ve su doldurmamız gereken yerleri böyle şekilde halledebiliyoruz. Oyunda karşımıza bazı yaratıklarda çıkıyor ama üstlerinde zıplayarak süper mario’da ki gibi onları öldüremiyoruz. Onlardan bir şekilde kaçmalısınız. Bunun yanı sıra turlarda karşımıza değişik tuzaklar ve engeller de çıkıyor bunları da bir şekilde oynayarak geçmek sizin elinizde zira çok zor bir oynanabilirliği yok.

Sonuç olarak küçük boyutlu eğlenceli ve macera dolu bu oyunu es geçmeyin derim bu yazdığım yazıyı yaptığım ön inceleme videosuna dayanarak yazıyorum ki genelde yeni çıkan oyunlar için yorumum böyle oluyor zira oyunun sadece gördüğüm kısımları kadar iyi veya kötü diyebilirim. Esas inceleme ve puanlama, eksiler ve artılar ancak oyun bittikten sonra yaparım. Neyse bu tarz oyunları sevenler ve hastaları hala mevcut bende bu tarz oyunları çok severim ve hala bıkmadan usanmadan oynarım sizlere de kesinlikle oynamanızı tavsiye ederim. Hepinize iyi oyunlar.






2 Nisan 2016 Cumartesi

The Descendant ön inceleme (pc)

Kıyamet sonrası film ve oyunlardan son zamanlarda epeyce görür olduk. Nedendir bilmem ama küresel ısınma ile dünyanın sonu yaklaşıyor filan diyerek insanları bir takım korkulara mı zerk etmek veya dünya olası bir savaş sonrasında böyle hale gelebilir. Ona göre hareket edin gibilerinden bir takım şeyleri insanlara göstererek sırf ibret olsun diye halinize şükredin ve insan gibi yaşayın, doğaya saygı duyun, kirletmeyin gibilerinde mesajlar vermeye çalışıyorlardır belki kim bilir.

Bugün önceden gördüğümüz ve incelediğimiz demin sizlere açıklamasını yaptığım kıyamet sonrası daha doğrusu dünyanın girdiği büyük bir savaş sonrası yok olması ile beraber tüketilen kaynakların yerine hayatta kalanların yenilerini bulması için verdikleri mücadeleyi yani insanlığın büyük bir yıkımdan sonra hayatta kalma mücadelesinin anlatıldığı ‘’The descendant’’ oyununun ön incelemesini yapacağım. Oyunumuzun türü tıkla-ilerle, macera oyunu arkadaşlar tabii demin saydığım kıyamet sonrası ve bilim-kurguyu da ekleyebiliriz. İlk başta gözümüze çarpan grafikler oluyor, cell shade denilen Türkçeye plastik kaplama olarak çevirebileceğimiz karakterleri daha canlı ve parlak gösteren değişik bir 3d kaplama sanatı diyebiliriz aslında cell shade için. Göze hoş ve estetik açısından gayet başarılı bir grafik harikadır cell shade.


Oyunda seçimlerimizi ise belli bir noktada çıkan seçenekler ile tıklayarak veya bazı tuşlara basarak yapabiliyoruz. Daha önceden telltale oyunlarını walking dead veya game of thrones oynadıysanız çok benzeri seçimler olduğunu göreceksiniz. Karakterimizi klasik tıkla-ilerle oyunlarındaki gibi Mouse hareketi ile yönlendirebiliyoruz. Diyaloglara girebiliyor bazı objeleri oyunda bazı objeleri alarak bazı yerlere kullanabiliyoruz bu objeleri otomatik kullanıyor arkadaşlar sizin sadece doğru etkileşime geçilecek yeri bulmanız yeterli. İki karakteri farklı mekânlarda yönetebiliyoruz. Bu da oyundan sıkılma riskimizi azaltıyor. Oyun Türkçe destekli değil arkadaşlar ama ileride yaması çıkar diye ümit ediyorum. Oynanışta çok zor değil hem grafikleri hem kaliteli sayılabilecek bir oyun olan ‘’The descendant’’ı kesinlikle denemenizi tavsiye ediyorum. İyi oyunlar.






28 Mart 2016 Pazartesi

Nelly Cootalot: The Fowl Fleet ön inceleme (pc)

Korsan hikâyelerini ne kadar seversiniz bilemem ama ben pek sevmezdim, daha çok vurdulu kırdılı dövüş tarzı oyun ve filmleri tercih ederdim. Fakat sonradan sizin de çok iyi bildiğiniz dünyada gişe rekorları kıran jhonny deep’in fenomen bir karakter haline dönüşmesini sağladığı jack sparrow ile hatırladığımız Karayip korsanları benim için kırılma noktası oldu. Böylece korsanlara ve korsan filmlerine hatta korsan oyunlarına karşı artık ilgi duyar olmuştum.

tabii korsan oyunu deyince ilk akla efsane oyun monkey island geliyor, bu oyunu oynarken benim hemen ilk aklıma gelen oyun oldu her nedense.İşte bugün ön incelemesini yapacağımız oyun korsanlarla alakalı bir tıkla-ilerle, macera oyunu olan Nelly cootalot the fowl fleet. Bu oyun da diğer tıkla-ilerle oyunları gibi Mouse ile karakterimizi imleç tıklamaları ile belli bir alan içinde hareket ettirebiliyoruz. Bol diyalog ve bulmacalar ise cabası. Oyunun Türkçe desteği yok, inşallah Türkçe yaması çıkar diyeli ama bunun için biraz beklemek zorundayız. Ben beklemem İngilizcem fena değil diyorsanız siz bilirsiniz tabii. Sağdan soldan bulduğunuz objeleri tanıtıp bazılarını alabiliyorsunuz. Değişik işlerde bunları kullanabilirken ara sıra bazılarını birleştirip kullanabiliyoruz.

Girdiğiniz mekânlarda zorlanmamak için ise sol üst köşede bulunan soru işaretine tıkladığınızda size o yerdeki etkileşime geçip tanıtabileceğiniz veya alabileceğiniz kısacası işinize yarayacak objeleri, tabii hepsi değil bazıları öylesine konabiliyor, size gösteriyor. Bu sayede sıkılmadan sadece işinize yarayacak objelere odaklanıp oyunu rahatlıkla oynayabiliyorsunuz. Oyunun boyutu oldukça küçük arkadaşlar ve sistem gerektirmiyor. Grafikleri 2 boyutlu olmasına rağmen çok kaliteli. Zaten bu tarz oyunlarda bence çizgi-roman veya çizgi-film gibi yapılmasının daha mantıklı olduğunu ve daha çok yakıştığını düşünüyorum.

Çoğu bu tarz oyunların incelemelerinde sürekli söylediğim bir takım uyarılar var, belki beni takip edenler bıktı ama ben yine üzerinde bir geçeceğim. Arkadaşlar bu tarz oyunlarda orta derecede olsa İngilizce bilmelisiniz, ayrıca bulmaca çözmeye meraklı olmalısınız. Zira çoğu bu tarz oyunlarda bulmaca vardır, çok bulmaca ve diyalog olduğu için genelinde bu oyunların aksiyon olmadığından ötürü çoğu oyun sever arkadaşlar sıkılabilirler. Bir de belki de en önemlisi sabır arkadaşlar bayağı sabırlı olmalısınız. Sonuç olarak 2 boyutlu grafiklere sahip olmasına nazaran kaliteli çizgileriyle ve güzel hikâyesiyle oynanmaya değer bir oyun olduğunu düşünüyorum.







Yeni yayınları kaçırma!