English (US) Deutsch Français Русский 中文(简体) Português Italiano 日本語 한국어 Español
Twitter Bird Gadget
slideshow

Men of War inceleme (pc nostalji)

Mükemmel bir 2.Dünya savaşı simülasyon, strateji oyunu.

slideshow

Prototype inceleme (pc nostalji)

Aksiyonu dibine kadar yaşayabileceğiniz harika bir oyun.

slideshow

Ninja Cats vs Samurai Dogs inceleme

Kedi köpek kavgalarını değişik boyutta yaşayacağınız farklı bir yapım

slideshow

Senran Kagura Shinovi versus Ön inceleme

Seksi anime dövüşçüleriyle oynamaya hazır olun.

slideshow

Armikrog ön inceleme

Stop-motion ile hayata geçirilmiş süper bir macera oyunu.

slideshow

E.T Armies ön inceleme

Killzone benzeri harika bir fps oyunu.

slideshow

2016 Yılı Güncel Tıkla İlerle Macera Oyunları Listesi (güncellendi)

Macera oyunlarını sevenler için hazırladığım geniş çaplı bir liste

slideshow

Sunset Riders inceleme ( retro arcade game)

Atari salonlarının vazgeçilmez arcade kovboy oyunu.

slideshow

Youtube kanalıma abone olmayı unutmayınız

oyun inceleme,ön inceleme,nostalji,retro ve daha birçok video incelemeyi kanalımda bulabilirsiniz.

14 Aralık 2014 Pazar

X-Men Legends 2 Rise of Apocalypse inceleme (ps2 nostalji)



Raven software’in hazırladığı activison firmasının 2005 yılında piyasaya sürdüğü x-men legends 2’yi inceleyeceğiz.

İlk oyunun büyük yankı uyandırmasından sonra yapımcılar kollarını sıvadılar ve hemen ikinci oyunu piyasaya çıkardılar. Bu oyununda ilk oyuna nazaran gözle görülür değişiklikler var. Öncelikle bu oyunumuzda en büyük düşmanımız olan magneto ve adamlarıyla müttefik oluyoruz. Ve oyunun alt başlığından da anlaşılacağı üzere apocalypse karşı savaşıyoruz.

Yine ilk oyundaki gibi level atlama sistemi var. Karakterlerimize her level atladıklarında kazandığınız puanlarla açılan hareketlerini güçlendirebiliyorsunuz. Bulduğunuz itemleri karakterlerinize takabiliyorsunuz, istersek item satın alabiliyor veya satabiliyorsunuz. Bu oyunda değişik x-men karakterlerini kullanabiliyoruz. Ayrıca değişik modellerini de alabiliyoruz. Yine xtraction point’ten karakterlerinizi seçip dörtlü favori takımınızı oluşturabilirsiniz.

İlk oyunda da olan trivia game(soru-cevap oyunu)bu oyunda da mevcut, x-menle alakalı sorulara cevap veriyorsunuz bildiğiniz takdirde experience alıyorsunuz. Ayrıca yine ilk oyunda olan danger room bu oyunda da var. Herkesin kendi challenge’ı veya takım halinde oynayabileceği challenge’lar mevcut.

Grafik bakımından ilk oyundaki gibi plastik kaplama kullanılmış, hikâye de güzel apocalypse’in devreye girmesi ve magnetoyla x-menlerin ittifak yapması bile hikâyenin ne kadar zengin olduğunun bir göstergesi bence, müzik ve sesler yine başarılı olmuş, hasar modellemeleri de bu tür oyunla açısından bakacak olursak etrafı kırıp dökme ve çevreyle etkileşim çok iyi olmuş. Çevre ve karakter modellemeleri çok kaliteli olmuş.

Yapay zekâ ilk oyundaki gibi fakat nasıl ilk oyunda canınıza okuyorlardı bize ecel terleri döktürüyorlardı, bu oyunda öyle bir şey yok. İlk oyunda zorluk seçimi yapılmıyordu, ama bu oyunda var. Kolayda oynayıp hiç zorlanmadan zevkini çıkarabilirsiniz. Oynanabilirlik çok iyi, ilk oyun nazaran, kamera açıları ilk oyundaki gibi etkileyici olmuş. Extralara gelince dergileri bulup bakabiliyorsunuz.

 Bunun yanı sıra load screen oyun içi özetler ve concept artsa bakabiliyorsunuz. X-men legends türüyle tek karakter değil dörtlü takım kurup istediğinizi yönetip diğerlerinin sizin yanınızda olup yapay zekâsıyla hareket ederek size yardım etmesi gerçekten çok güzel bir sistem, tek karakterle oynansa bu kadar güzel olmazdı. Bir de çok karakter olunca çareyi dörtlü takımda bulmuşlar. Umarım en yakın zamanda 3.oyunuda çıkarırlar, oyunun sonunda bununla alakalı bir sürpriz var zaten. İyi oyunlar.    






13 Aralık 2014 Cumartesi

Call of Duty: Modern Warfare 3 inceleme



First person oyunlarının en gözde oyunlarından biri olan, aslında başlangıçta ikinci dünya savaşı oyunlarıyla sahne alan call of duty, modern warfare 3 oyunuyla boyutu üçüncü dünya savaşına getirmiş durumda

Önceki oyunun devamı olarak karşımıza çıkan modern warfare 3’te yine önceki oyundan tanıdığımız karakterleri görebiliyoruz ve yönetebiliyoruz. Ayrıca bir diğer grup olan delta timini de yönetiyoruz. Hikâyemize değinmek gerekirse makarov büyük askeri kuvvetleriyle bir yandan dünyanın değişik yerlerini ele geçirmeye çalışırken bir yandan da Rusya’yı ele geçirmek için planlar yapar. Amerika’ya yaptığı büyük saldırı sonrasında Rusya başkanı ve kızını bile kaçırır.

Biz de iki grupla ayrı ayrı turlarda makarov’u durdurmak için saldırı düzenleyeceği ülkelere giderek onu durdurmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Yine aksiyonu bol ve turların arası güzel videolarla süslenmiş bir oyun bizleri bekliyor. Yine çeşitli silahlar kullanabiliyoruz, ama turlara girerken biz seçemiyoruz. Sadece mermimiz bittiğine eğer cephanelik bulamazsak öldürdüğümüz düşman askerlerinin silahlarını alabiliyoruz. Oyunumuzda öncekilere nazaran pek araç kullanımı göremedim, sadece havada predatör ile saldırılar yapabiliyoruz.

Yine helikopter makinelisinin komutasını alıp hedefleri yok etmeye çalışıyoruz. Çok kısa bir turda bot kullanabiliyoruz. Hâlbuki battlefield’ta hem tank hem de uçak kullanabiliyoruz(yardımcı pilot olarak, yani sadece bombardıman filan yapıyoruz.) bir de ayrı bir mod olan spec ops var ben oynamadım doğrusu nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Ben sadece hikâye modu önemsiyorum arkadaşlar.

Grafik bakımından iyi olduğunu söyleyebiliriz fakat bir battlefield 3 değil zira dice’ın geliştirdiği frostbite motoru gerçekten çok daha detaylı ve muazzam bir grafik kalitesi bizlere sunuyor. call of duty grafik bakımından ne yazık ki biraz bu konuda geride kalıyor. Hikâye ise kurgu ve akıcı olması nedeni ile battlefield’a nazaran çok daha kaliteli olmuş, müzik ve sesler eski oyunlardaki gibi yine etkileyici şekilde hazırlanmış. Hasar modellemeleri fena değil,

 çevre modellemeleri de biraz basit kalmış, daha mat ve detaysız yansımaların eksikliği gözden kaçmıyor. Karakter ve çevre modellemelerin de hatta silah modellemelerinde de aynı şey geçerli. İşte battlefield 3 bu konuda yani grafik ve modelleme de daha önde diyebiliriz. Yapay zekânın çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Yanımızdaki adamlarımız bize pek yardımcı olmuyor. Düşman askerleri ise beklediğimiz kadar bizleri zorlamıyorlar. Attığımız el bombalarını bize eski oyunlardaki gibi geri atmayı iyi beceriyorlar. Sizde atılan el bombalarını hemen geriye atabiliyorsunuz.

Oynanabilirlik çok sizi etkilemeyecektir, zaten önceki oyunları oynayanlar ve fps tutkunları pek zorluk çekmeyeceklerdir. Çeşitlilik sadece önceden de bahsettiğim gibi predatör, havadan saldırı, uçak bombardımanı gibi araçları bilgisayar ile yönetebiliyoruz o kadar. Çoklu oyuncu moduna saklamışlar anlaşılan battlefield’daki gibi oyunun içinde birçok sürprizlerle karşılaşacaksınız. Hatta sonu bile bana sürpriz oldu diyebilirim. Neyse müthiş zevkli bir an olsun aksiyonu azalmayan bol adrenalinli harika bir fps shooter oyunu sizleri bekliyor. İyi oyunlar.









   


12 Aralık 2014 Cuma

Need For Speed The Run inceleme



Sokak yarışı oyunlarının bir numaralı oyunu olan ve hemen hemen herkesçe bilinen need for speed son yıllar da bayağı bir düşüş içinde olsa da en çok satan oyunlardan biri olmayı başarmıştır. The run’ın ilk trailerını gördüğümde herhâlde bu oyun en iyi need for speed oyunu olmaya aday demiştim. Bence en iyi need for speed oyunu most wanted acaba onu geçebilecek mi diye düşünmüştüm hatta geçer diye yorumlar da yapmıştım. Ama kesin kararı tabi ki oyunu bitirdikten sonra verecektim. 

Gelelim oyunumuzun hikâyesine jack rourke adındaki sokak yarışçısının başı mafya ile belaya girer daha sonra onların ellerinden kurtulmak için bazı yarışları kazanması şarttır. Ve bu yarışlar sırasında jack’in bir arkadaşı da bize yardım edecektir. Oyunumuzda eski need for speed’dekilere benzer yarışlar mevcut mesela: normal bizim circuit yarışı veya checkpoint belli bir süre zarfında control noktalarını geçeceksiniz, battle race: teke tek rakibinizle finişe kadar yarışıyorsunuz. Gibi çeşitli yarışlar karşınıza değişik ve karışık bir şekilde geliyor bu da sizi pek sıkmıyor. Fakat siz istediğiniz yarışı seçemiyorsunuz. Çünkü şehirde özgürce dolaşmak ne yazık ki bu oyunda yok.

 Most wanted’da free ride vardı hatırlarsanız istediğimiz gibi gezebiliyorduk ve istersek görevlere biz gidebiliyorduk. Ayrıca araba modifiye de ne yazık ki bu oyunumuzda yok. Need for speed denince benim ilk aklıma gelen şey modifiye oluyor. Nerede o istediğimiz arabayı alıp da motorundan tutunda lastiklerine kadar upgrade edebildiğimiz eski neen for speed oyunları. Bu bakımdan biraz sade olmuş. Sadece garajımızdaki arabalardan alabiliyoruz, yenilerini de açtıkça kullanabiliyoruz.

Yarışları geçtikçe level atlıyoruz buna göre challenge’lar açıp oynayabiliyoruz. Yarışlarda dikkat etmeniz gereken bir husus da trafikteki arabalara sert bir şekilde çarparsanız, uçurumdan uçar veya yoldan çıkarsanız bilgisayar sizi kaza yapmış sayıyor ve önceki sayılı olan checkpoint noktasından başlatıyor. Diğer yarış oyunlarında olmayan özelliklerden biri ise the run’ bize sunulmuş yine resident evil’dan hatırladığımız tuşlara bastırma olayı vardı, aynısını bu oyunumuzda da yapabiliyoruz. Değişik tuş kombinasyonları sayesinde karakterimizi yönlendirebiliyoruz.

Grafik bakımından harikulade bir oyun diyebiliriz, battlefield’ın yapımcı stüdyosu olan dice’ın geliştirdiği frostbite motoru kullanılmış ve bu motordan en iyi şekilde faydalandıklarını düşünüyorum. Hikâye benim tahmin ettiğimden biraz daha kötü çıktı. Çok sığ ve sıradan olmuş. Ben most wanted’a yakın bir senaryo beklerken hayal kırıklığına uğradım. Müzik ve sesler fena değil ama oda most wanted’ı aratıyor. Hasar modellemeleri yeni oyun motoruyla beraber oldukça iyi olmuş, eski oyunları hatırlayanlar hasarın sadece arabalardaki çiziklerden öteye gitmediğini hatırlayacaklardır.

Araba ve çevre modellemeleri gayet başarılı olmuş, fakat çok küçük bir ayrıntı gibi dursa da benim kafama çok takılan bir husus var oda şehir de hiç insan olmayışı, dikkat ettiyseniz hiçbir turda gözükmüyorlar sanki hayalet şehir. Aynı şey eski oyunlarda da mevcuttu. Yapay zeka’nın çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim çünkü bize kök söktüren yarışçılar ve polisler bu oyunda o kadar bizi zorlamıyorlar. Oynanabilirlik çok zor değil, zaten eski oyunları oynayanlar çok zorlanmayacaklardır. Bir de kolayda oynarsanız rahat rahat zevkini çıkarabilirsiniz. Umarım bundan sonraki need for speed’lerde hem modifiye hemde serbest sürüş olur. Hikaye olarak da daha iyi ve zengin içeriklere sahip olur. İyi oyunlar.











10 Aralık 2014 Çarşamba

X-Men Legends inceleme (ps2 nostalji)



Activison’un dağıtımcılığını üstlendiği raven software’in 2004 yılında piyasaya sürdüğü r.p.g(rol yapma oyunu)aksiyon oyunu x-men legends oyununu inceleyeceğiz.

Marvel’in en popüler çizgi romanı olan her zaman en çok satanlar arasında bulunan x-men’in şimdiye kadar çok iyi oyunlarını görmemiştik. Ama bu inceleyeceğimiz oyun hem x-men karakterlerini rahat oynamamıza olanak sağlıyor, ayrıca karakterleri ve güçlerini tanıyıp öğrenme olanağı sürüyor. Oyunumuz çok ilginç bir hikâyeye sahip başlangıcı da bir o kadar öyle diyebiliriz.

Genç bir mutant olan alison’u hem x-menler hem de kötü taraf bir şekilde ele geçirmek istiyorlardır ve alison bir anda çok büyük bir patlamayla bu duruma son verir. İşte oyunumuz böylece başlamış oluyor. İlk başta sadece tek karakter yönetebiliyoruz. Oda x-men’in delisi wolverine fakat daha sonra karakterler takımımıza gelmeye başlayacak ve dörderli bir takım kurup oynayabileceksiniz. Oyunumuzda level atlama sistemi mevcut, her level atladığınızda ise puan alıyorsunuz.

Bu aldığınız puanlarla karakterlerinizi güçlendirebiliyorsunuz. Örneğin strike(saldırı),agility(yetenek),body(vücut) ve focus (odaklanma) gibi yeteneklerden istediğinize puan verebilirsiniz. Saldırı çeşitlerinde ise yine istediğinize puan verip karakterlerinizi güçlendirebilirsiniz. Ayrıca istediğiniz saldırıyı istediğiniz tuşa da koyabilirsiniz. Tabi ki sadece saldırı çeşitleri yok, takımınızın defansını yükselten veya atağını yükselten yeteneklerinizde mevcut, ayrıca takımınıza kalkan da yapabilirsiniz.

Her karakterin kendine has yetenekleri ve saldırı çeşitleri var. Bir de turlarda bulduğunuz itemleri takabilirsiniz. Birçok x-men karakterini bu oyunumuzda kullanabiliyoruz. Ayrıca değişik kostümlerini açıp öylede alabiliyoruz. Tur içinde xtraction point denen noktalardan takımınızı değiştirebilir, kayıt yapabilir, danger room adındaki yere girip challenge’larıda oynayabilirsiniz. Kötü bir özellik varsa oda karakterleriniz öldüğü zaman xtraction point’e gidip yeni karakterlerinizi alabilirsiniz. Veya ölenleri belli bir para karşılığında açabiliyorsunuz. Yine xraction pointe girip visit forge’a geldiğinizde işinize yarayacak itemler alabilirsiniz veyahut satabilirsiniz.

Grafik bakımından etkileyici bir oyun zira plastik kaplamayla yapılmış, aslında çizgi roman olduğu için yakışmış, hikâye ise güzel iyi toplamışlar ve yeni ultimate (son) x-men çizgi romanlarından yola çıkarak hazırlamışlar. Müzik ve seslerin ben bu kadar ben bu kadar iyi olacağını tahmin etmiyordum, ama sandığımdan iyi olmuş. Hasar modellemeleri de başarılı çoğu yeri kırıp parçalayabiliyorsunuz.

Bu gerçekten de güzel olmuş, çevre ve karakter modellemeleri de oldukça başarılı ayrıca kamera açılarına da değinmeden geçemeyeceğim, çok etkileyici kamera açıları var. Karakterlerinizi tepeden gördüğünüz açı sanki strateji oyunu havası veriyor. Bence yapay zekâ oldukça iyi çünkü düşmanlar gerçekten zorlayıcı hele hele kalabalık geldikleri zaman yandınız. Oynanabilirlik ise dört kişiyle ayrı ayrı uğraşmak gerçekten zor olmuş bazen de dört karakter olduğu için dar alanlarda sıkışabiliyorsunuz.

İlk oyun olduğu için midir? Bilinmez, gerçekten çok zorlayıcı yapmışlar. Ne kadar level atlarsanız atlayın zorlanacaksınızdır. Bunu da oyunun kötülerinden diyerek not düşeyim dedim. Çeşitlilik başarılı olmuş load screenleri açık bakabiliyorsunuz. Ayrıca turlarda bulduğunuz comic-book’lara bakabiliyorsunuz. Karakterlerin bio’larına göz atabiliyorsunuz. Bunun benzeri extralar oyunda mevcut. Genel olarak baktığımızda tek tük de olsa eksileriyle veya yenilikleriyle ki hatalarını bundan sonraki oyunlarda yapacaklarını sanmıyorum en azından bu kadar zor yapmazlar, bizde rahat rahat oynarız. İyi oyunlar.










7 Aralık 2014 Pazar

Full Spectrum Warrior inceleme (ps2 nostalji)



Pandemic stüdyolarının hazırladığı thq firmasının 2004 yılında dağıtımcılığını üstlendiği sıra dışı strateji aksiyon oyunu full spectrum warrior ‘ı inceleyeceğiz.

Hem stratejik olguları içinde barındıran hem de aksiyonu köküne kadar yaşatan çatışma sahneleriyle gerçekçilik dozunu yükselten bir oyun full spectrum warrior. Oyunumuzda dörtlü iki takım yönetiyoruz, alfa ve bravo takımları fakat bu takımları öyle ilerlemeli oyunlardaki gibi hadi dalayım nasıl olsa sekiz adamım var deyip kullanamazsınız. Stratejik bir şekilde iki takımınızı adım adım ilerletebiliyorsunuz.

Yani belirli yerlere mesela adamlarınızı saklayacağınız duvar kenarları veya herhangi siper alabileceği yerlere mevzilendirebiliyorsunuz. Takımınızda dört değişik asker sınıfı var. Ağı makineli, kumandan, sniper ve bombacı, takımınızdakilere emir verebiliyorsunuz. Örneğin el bombası attırabiliyorsunuz veya bomba atarla bir bölgeyi işaretleyip bombalatabiliyorsunuz. Bunun yanı sıra bir bölge belirleyip telsizle havan atışı yaptırabiliyorsunuz.

İki takımı dikkatli kullanmanızı tavsiye ederim. Örnek: alfa takımıyla düşmanı oyalarken gps’e bakarak ve başka yol bularak bravo takımıyla düşmanı arkadan sıkıştırmanızı tavsiye ederim. Ayrıca gps’i yapacağınız göreve bakmak için veya düşmanın nerede olduğuna bakmak içinde kullanabilirsiniz. Ayrıca duman bombası kullanıp daha kolay siper değiştirebilirsiniz. Ayrıca siper değiştirirken başka bir yerden gelebilecek bir saldırıyı engellemek için askerlerinizi şüphelendiğiniz tarafa doğru nişan aldırarak yönetebilirsiniz.

Siper aldığınız yerlere de dikkat edin derim. Kalkan ikonunuz gidiyorsa hemen kendinize sağlam bulun derim, zira kasa gibi veya tahtadan olan yerler kırılıyor ve sizde savunmasız kalıyorsunuz. Takımınıza duvar kenarına veya sipere nasıl denk getireceğinizi düşünüyorsanız ilerletme ikonunuzu duvar köşesine denk getirdiğinizde sağ alt köşede bir şekil çıkıyor, eğer anlattıklarım çok karışık geldiyse oyunu önce mout course girip iyice alışmanızı öneririm kursta size ayrıntılı şekilde tuşları kullandırarak eğitiyor ve oyuna hazır bir hale getiriyor.

Sonuç olarak f.s warrior görüntü olarak yılına göre bakacak olursak kaliteli diyebiliriz. Kamera açıları da fena değil, hikâye güzel diyebiliriz, oyunumuzun başlangıç videosunda karakterlerimizi kısa da olsa tanıma şansı buluyoruz. Müzik ve sesler de oyuna çok güzel adapte edilmiş, çevre ve karakter modellemeleri güzel, hasar modellemeleri gayet iyi zira saklandığınız siperler örnek, araba ve büyük tahtalar çok güzel bir şekilde yer parçalanabiliyor.

Veya patlamadan sonra kalıcı hasarlar olabiliyor. Yapay zekâ da oldukça iyi, iyi saklanıp sizi zor durumda bırakabiliyorlar. Oynanabilirlik ise eğer turları direk turları oynamaya başlarsanız vay halinize, önceden de dediğim gibi kursu geçmeden oyuna başlamayın. Hatta mümkünse iki kere kursu geçin iyice anlayıp turlara başlayın derim, oynadıkça alışacaksınız emin olun, çeşitlilik konusunda kıt bir oyun mesela hiç araç kullanımı yok, bence araç kullanımı olsaydı daha güzel olurdu. Yine de eşi benzeri olmayan türünün teki olan oyunlardan birisidir. Eğer Full spectrum warrior oynamadıysanız hemen alın oynayın derim. Strateji sevenlerin vazgeçemeyeceği bir oyun taktiğinizi iyi belirleyin derim iyi oyunlar.   









6 Aralık 2014 Cumartesi

Memento Mori inceleme (pc nostalji)



Adını benim de duymadığım çıkalı yıllar olmuş bir tıkla-ilerle macera oyunu olan memento mori oynanışıyla syberia ve broken sword tarzındaki oyun severlerin beğenebileceği bir yapım diyebilirim.
Oyunumuz bir profesörün gizemli bir şekilde öldürülmesiyle birlikte ünlü bir müzeden bazı tabloların çalınmasıyla beraber hikayemiz başlıyor.

 Oyunumuzda iki ayrı karakteri yönetebiliyoruz, lara svetlova ve max durand. Değişik mekânlarda oynayabiliyoruz lakin gidilmesi o an için uygun olan yerlere gidebiliyoruz. Her girdiğiniz yerde objeleri tanıtarak bilgiler edinebilirsiniz. Etkileşime gireceğiniz objeleri bulamıyorsanız tab tuşuna basarak daha rahat bir şekilde nesneleri görebilirsiniz. Ve etkileşime gireceğiniz objeleri isterseniz tanıtabiliyorsunuz isterseniz alabiliyorsunuz, zaten önemli olan objeler kırmızı renkte olanlar, onların üzerine yoğunlaşın. Diyaloglar ise konuşma tarzında fakat size biraz zaman vererek üç seçim hakkı veriyor. Pozitif cevap, agresif cevap ve soru sorma, bunları kullanarak karşınızdaki kişililerle konuşabiliyorsunuz. Ayrıca yine diğer tıkla-ilerle oyunlarındaki gibi menünüzdeki objeleri birleştirerek de bazı bulmacaları çözebilirsiniz.

 Eğer bulmaca ekranı çıktığında yani herhangi bir yere yakın bakıyorsanız imleci ekranın sağına veya soluna getirdiğinizde ekran döndürerek objeleri daha rahat görme şansı sağlayabilirsiniz. Ayrıca aldığınız her nesneyi yakınlaşıp iyice incelemenizi tavsiye ederim, arkasını, önünü, sağını, solunu ayrıntılı şekilde bakın. Oyunumuzda on sekiz bölüm bulunmakta, oyun otomatik kayıt yapıyor ama siz ben kendim kayıt yaparım diyorsanız o başka canınız nerede isterse kayıt yapabilirsiniz.

Bu tarz oyunların grafiklerinin çok da kusuruna bakılacağını sanmıyorum zira bu tarz tıkla-ilerle oyunlarında öne çıkan esas unsur hikâyedir. Grafikler çoğunlukla arka planda kalır. Genelde aksiyon oyunlarında grafiklere bakılır onlarda ise hikâye çoğunlukla arka planda olur. Bu oyunumuzun hikâyesi ise akıcı ve merak ettiren cinsten, en çok hoşuma giden ise oyunun sonu oldu. Dramatik bir sonla noktalanıyor oyunumuz. Müzik ve sesler fena değil, çevre ve karakter modellemelerinin orta seviyede olduğunu söyleyebiliriz.

Oyunda bariz hata varsa oda konuşmalarda karakterlerin söylediklerinin ağızlarıyla uyuşmaması yani senkron tutmuyor, bazen karakteriniz konuşurken ağzı oynamadığı için sanki başka biri konuşuyormuş da nereden geliyor bu ses hissine kapılıyorsunuz. Oynanabilirlik ise benim diğer tıkla-ilerle oyunlarında söylediğim gibi öncelikle sabırlı olmanız gerekli daha sonra orta seviyede İngilizce bilmelisiniz, bu arada oyunun Türkçe yaması yok arkadaşlar. Bir de bulmaca çözmeyi biraz da olsa seviyor olmalısınız. Bu saydığım özellikler sizde varsa ve bu tarz oyunların meraklısıysanız size kesinlikle oynamanızı tavsiye ederim. İyi oyunlar.











5 Aralık 2014 Cuma

Samurai Shodown Antholoji inceleme (ps2 nostalji)



snk firmasının 2008 yılında piyasaya çıkardığı toplama oyunlardan oluşan, atari salonlarının vazgeçilmez dövüş oyunlarından olan samurai shodown antholoji’yi inceleyeceğiz.

Çok eski bir oyun olan genellikle kılıç ustalarının olduğu dünden bugüne samurai shodown oyunlarının toplamıyla meydana gelen antholoji (tarihçesi) diyebiliriz. Altı oyundan meydana gelen her bir oyun eski olduğu için ne yazık ki 2 boyutlu, zaten 3 boyutlu oyunu yok samurai shodown’ın sadece bir tane yarı 3 boyutlu oyunu var. Oda ayrı bir hikâye üzerinden işliyor.

 Oyunumuzun çok zengin bir menü içeriği var. Arcade moda girdiğimizde bütün oyunları oynayıp istediğimiz karakterle oyun bitirebiliriz. İstediğimiz oyunda pratik yapabilme şansımız da var. İki kişi oynamak istiyorsak veya daha kalabalık bir arkadaş grubuyla oynamak istiyorsak two players modunu kullanabilirsiniz. Samurai shodown 6 ise kendi başına çalışıyor.

 Ve ilk oyundan son oyuna kadar bulabileceğiniz bütün karakterler mevcut. Hatta yeni karakterler bile eklenmiş. Oyun menüsünün altında ise gerekli ayarlamaları yapabilirsiniz. Örneğin kayıt ayarları, hangi tuşların nasıl kullanıldığı, ekran pozisyonu veya oyunun müzikle alakalı ayarlarını yapabilirsiniz. Ayrıca istediğiniz müziği de dinleyebilirsiniz. İsterseniz karakter edit’e girip renk ayarlamanızı istediğiniz gibi yaparak karakterlerin renklerini değiştirebilirsiniz. Oyun arcade olduğu için fazla bir şey beklemeyin derim, sadece düz bir şekilde karakterlerle atari salonu tarzında alıp oyun bitirebilirsiniz.

Grafik bakımından söylenecek fazla bir şey yok, zira eski 2 boyutlu arcade oyunların toplamından oluşan bir oyun, müzik ve sesler çok kötü değil ama eski atari seslerini sevenler için biçilmiş kaftan diyebilirim. Karakter ve çevre modellemeleri için bile ne söylesem boş, yapay zekâ ise müthiş diyebilirim. Oynanabilirlik ise bazı oyunlarda sıkıcı olabiliyor. Kolayda oynadığınızda bile oyun bitirmekte sıkıntı çekebiliyorsunuz.

Çeşitlilik konusunda böyle toplama bir oyun yapma fikri çok güzel olmuş, bütün karakterleri alabiliyoruz. Güzel ama birde özel 3 boyutlu oyun hazırlayabilirlerdi veya ayrı bir oyun çıkarabilirlerdi. Aynı firma metal slug ve king of fighters oyunlarını 3 boyutlu çıkardı. Nedense samurai shodown’ı çıkarmadı. Sonuç olarak atari salonlarına gidenler iyi bilirler bu oyunun havası başkadır.

 O zamanlar grafikleri iyiymiş kötüymüş bakmazdık, bu oyun bizi eğlendiriyor mu? Jetonumuzu mu boşa harcatmıyor mu? İşte o oyun oyundur diyorduk. İşte samurai shodown bu oyunlardan biridir bizim için, eğer ben bu oyunu alırım eski günleri yâd etmek için oynarım diyorsanız samurai shodown tam size göre Retro severler. İyi oyunlar.    





4 Aralık 2014 Perşembe

Ghost Recon Future Soldier inceleme



Ubisoft’un vazgeçilmez oyunlarından biri olan, tom clancys serisinden dijital dünyaya aktarılan ghost recon future soldier gelecekte geçen bir hikâye (bana öyle gelmedi) ile karşımıza çıkıyor.
Klasik bir başlangıç yaparak oyunumuzun hikâyesiyle incelememe başlamak istiyorum. Yine çoğu shooter oyunundan aşina olduğumuz tipik bir senaryo karşımıza çıkıyor.

Görev sırasında öldürülen Amerikan askerlerinin intikamını almak için görevlendirilen ghost ekibi buna sebep olan terörist grubu yok etmek için hemen yola çıkar. Ekibimizde dört asker bulunmakta, askerlerimize emir veremiyoruz, lakin çok sayıda olan düşman askerlerini bir kerede halletmek istiyorsak tek tek işaretleyip aynı anda teröristleri alaşağı edebiliyoruz. Bazı teknolojik oyuncaklar yine emrimizde, drone adında maket helikopter tarzı kameralı bir araç ile düşmanların yerlerini belirleyebiliyoruz. Yine başka bir turda uzaktan kumandalı kameralı küçük bir araç kullanabiliyoruz.

Robot tarzı bir araç da kullanabiliyoruz ve havan atışları yapabiliyoruz. Oyundaki silahların çeşitliliği güzel olmuş ayrıca silahları istediğiniz şekilde modifiye edebiliyorsunuz. On iki doludizgin aksiyonu bol yaşayacağınız bölüm bulunmakta. Turlara girmeden önce bilgilendirme ekranı geliyor ve bu ekranda yapmanız gereken görevleri görebilirsiniz. Sonra istediğiniz silahı alarak tura girebilirsiniz, fakat tura girmek istediğinizde size uyarı verirse anlayın ki tur gizli görev içeriklidir. Yani bu uyarı susturuculu bir silah seçmelisiniz demektir.

Askerlerimizin kullandığı düşmanların yerlerini bize kabak gibi gösteren el bombası gibi atılan sensör adındaki cihaz da çok işimize yarıyor diyebilirim, teröristlerin nerede olduklarını ve size ateş ettikleri yerleri böylece görüp daha iyi siper alabilirsiniz. Ayrıca geleceğin askerleri oldukları için görünmez de olabiliyorlar, oyundaki en saçma unsur bu diyebilirim. Ben gelecek derken 2150’li yıllar filan sanmıştım ama bir baktım sanki günümüz yani pek bir şey değişmemiş gibi geldi bana. Uçuk kaçık silahlar beklerken quake tarzı bir baktım ki battlefield veya call of duty’de oynadığımız silahların hemen hemen aynısı ben pek bir değişiklik göremedim doğrusu

Grafiklerinin çok iyi olduğunu düşünmüyorum, hikâyenin ise sıradan oluşu ve akıcı olmaması insanı sıkıyor. Müzik ve sesler fena değil, hasar modellemeleri kaliteli olmuş diyebilirim. Çevre karakter ve silah modellemeleri oldukça başarılı bir şekilde oyuna aktarılmış.  Yapay zekâ ise iyi ulu orta çıkıp size mal gibi saldırmıyorlar ayrıca öldürdüğünüz teröristlerin cesetlerini bulurlarsa hemen alarma veriyorlar. Oynanabilirlik ise çok zor değil zaten turlarda size kullanmanız gereken tuşları gösteriyor. Siper alarak oynamanızı tavsiye ederim, yine diğer shooter oyunlarındaki gibi sağlık durumumuz kötüleştiğinde saklanarak veya siper alarak normale dönebiliyoruz. Çeşitlilik konusunda ise şunları söyleyebilirim teknolojik oyuncakların yanı sıra pek araç kullanımı yok diyebiliriz. Olsa daha güzel olurdu. Sonuç olarak aksiyonu bol vurdulu kırdılı bir oyun oynamak istiyorsanız kaçırmayın derim. İyi oyunlar.











3 Aralık 2014 Çarşamba

Game of Thrones Telltale game series episode 1: İron From ice ön inceleme



Walking dead, wolf among us ve tales from borderlands oyunlarından sonra game of thrones oyununa da el atan telltale stüdyosu borderlands’a getirmiş olduğu değişik bakış açısını bu oyunda da yakalamış gözüküyor.

Muhtemelen çoğumuz şu soruyu sormuşuzdur. Acaba first person olup tutan bir oyun olan borderlands’ı telltale nasıl kendi kalıplarına sokup beğenimize sunacak? Zira borderlands aksiyonu bol olan açık dünya oyunuydu. Telltale oyunlar ise genelde tıkla ilerle tarzı oluyor. Yani zaten tutan bir oyunun neden telltale’e verilip tarzını değiştirmeye çalıştılar o da ayrı bir tartışma konusu bence. İyi mi olacak kötü mü olacak diye düşünürken Bu sorumuzun cevabını sanırım daha yeni çıkan borderlands oyunuyla telltale bize vermiş oldu.

Aynı şey aslında game of thrones içinde geçerli zira daha önceden çıkmış olan bir r.p.g oyunu vardı game of thrones’un ben oynamadım nasıl olduğunu bilmiyorum ama sadece başına bakmıştım lakin çok ses getiren bir oyun olduğunu hatırlamıyorum. Belki bu oyunun telltale’e verilmiş olması bence daha mantıklı olmuş. Sadece merak ettiğim en büyük husus atraksiyon ve çarpışma veya dövüş sahnelerini nasıl bu oyunlara adapte edecekleri idi, ama onu da çok iyi şekilde oyuna uygulamışlar.

Aslında telltale çok da oynanmayan bir tür olan tıkla-ilerle oyunlarını böylece daha sevilir bir hale getirmiş oldu. Bu oyununda öncekilerden pek farkı yok hemen hemen her şey aynı diyebiliriz, grafiklerden oynanışa kadar, sadece beş bölüm yerine altı bölüm yapmışlar tabi bu bizim için daha iyi oldu diyebiliriz. Fakat esas önemli olan ise bölümlerin hangi aralıklarla çıkacak olması, inşallah kısa zaman zarfında bütün bölümleri çıkararak biz oyun severleri fazla bekletmezler. İyi oyunlar.






Yeni yayınları kaçırma!